Canan bir dünyanın aşk uydusudur beyazlarındayım
Aşkın gökkuşağına renk katar,karalanır dünyası
Nadasa bırakılmış özlemlerine geldim aksın ırmağın
Aslı kadar uzak kavuşmalarında taran,huzur senin bakışın
Nice ırmaklar çağlar,dağlarımda sen gülü yeşerir
Ben aşkın öznesi olarak büyüyorken cümlelerde sen bari devrik yüklem olarak kalmalıydın.
Yalnızlığıma, ıssızlığıma, sensizliğime tamlamalar oluşturmuştum. Eksiz ve aşksız tamlamalarımda sana benzeyen güzellerin gözlerinden sıfatlar kuruyordum. Sahip çıkmıştım onca yalnızlık arasında üç noktalı korkulardan.Sen yokluğun idelerinde ipotekli bir hazın baharında çiğdemdin.Baharlarımı sevdiğimi biliyordun.Bense sahralarda ruh yanılması yaşadığım benli bensiz,aşklı aşksız sadece öpücüklerle süslediğimiz adı ve tadı kalan kalıntılı ve alıntılı bir aşkın parafını açıp çok büyük metinleri içinde zipleyen perilerin de beyazlığını kattığı katıksız bir aşkın müneccimiydim.Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş...
Hayallere hazır aşklar fortmatlıyordum…Sensizliğime karşı antivirüslerini gönderen güzellerin sitelerinde önce besmele sonra heveslerimi artırarak katlanıyordum.Küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum...
Alışılmamış ali bir sevdanın üşümüş parmak uçlarında yarına ve yara dair inandığım sözlerim var.Sözlerimden arta kalan her nefesin unutuşunda adım çıktığı kadarlara kadri oluyor.Her harfe bir aşk sığdırmanın gayretinde olmak yolu da açılmış.Oysa ben ilk harfi geçebilsem aşk içre aşklara hecelenmiş yaşanmış aşk olacaktım
İçimde aşk ışıkları sönmüş binlerce tutku tutusi var. Eksikliği bilinen ama tamamlanması bensizlikten derleyen binlerce hikâyenin sonu hep aynı değilleri tümlüyor.
Bir dokunuşun yüzyıllık hevesinde sular durular öykümüzü.
-Ötelerin, ötekileşme serencanımda canımı kırıp geçmekte.
-Her şey dün gibi olsun. Her şey senli olsun gibi. Hiçbir limanda anlatamadığım sızılı bir duygunun gün görmüşüyüm.
- Yağmurun toprağa sarılışı gibi sonra olmak istedim seninle.Sellerine kapıllan son kaya olarak gönül barınağında kalmak.
-Çoğalarak sana akmak,kayadan dağ olmak, dağdan yürek, yürekten aşk, aşktan aşka gitmenin künhünü okumak.
- Huthüt anlatır bizi. Mantık Tayrında okunmak istedim.Her kuşun eti yenilmezi ezber etme bana.
Nice yıllara... ruhun öğrencisi
Emeller enlemlerimde aşka yeni anları sırrına ifşa ederken
Malihulyalarını yeni güncende yıkasın utulma sen kendi yüreğine es
Estiğin kalplerin başkentinde ruhsal bir diriliş başlar güzelliğinle
Laleler açar özlemlerinin baharında yeşilleniyorum gelmelerinde
Sensiz HİCAZ yüzüm. Yüreğimin sen yarısı ateşlere not veriyor. İçlerini taşlıyor minimize elleriyle sana büyüyen melodik bebeğim.
Sensizliğime ağlamışsın, göz pınarlarının türküsünü okuyor duyanlar. Gözyaşlarının gözyaşlarımla buluştuğu gelmeler denizinde dudaklarından dökülen HÜZZAM duadır bana. Segah perdesinde karar eden bir makam gibi akışın. Gazi Giray Han’a ait ilk peşrevdir sözcelerin Neva’da Hicaz göstererek seyrine başladım. Gerdaniye’de asma kalışlarınla kal yaptım sana. Perdelerden sana teslim oldu hüzün halim..
Ruhumun içinde ruha şuh olan şehirlerinden şehirlerin ruhuna doğru bir sen şehri kuruldu mehteran eşliğinde. Her his bunu alkışladı.
Hatırlar mısın; seni gördüğümde canlı müzik çalınıyordu, çalakalem bakışlarını gözbebeklerim çizerken sen de bakışlarıma nazlı kaçışlara cevap verircesine yandan bakmıştın. Bir güzelin kaçamak bakışlarından anlarım ki meyilleri musikime ruhtaş.
Rüya olacak kadar alacaklı değilim gecelerine.Mutluluğa gülümseyen güllerini kuruttuğum için gül kolonyasıyla idare ediyorum.
- Gül ile gülmen arasındaki cinasları özlem şiirinden çıkartalı örnek verilecek dizelerim kalmadı.
Hadi git,yalanlarım ile yılanlarım kardeş.Her yerin ısırık izi, her acın söz ısırığı.Yalnızlık kabuğuma gelişini yazdı.
-Pişmanlıklarım kanıyor, kendimi kaybedişler kanıyor. Kan revan içindeyim,içimin sesine kulak verecek birkaç sözün yok.
-Hatıraların bebek gibi ağlıyor içimde.Sen aşkımın öz annesi,acıkmışım sevdana, emekliyorum tutkuna, gel bir ömür büyüt beni kallavi yaşamlarda.
aşk ışıldardı aşka karşı
küskün özlemelere kaçardım susardım
yazıları silerdim yazgımın duvarından
kızıltılı kızgınlıklarım güncelenir uçardım
sevmek ile sevmek arasına asitli asırlar asardım
sevilmemek kötünün bütünlemesidir der severdim
Şah damarımdan uzak kaldığın her uzağın mumyasıyım
d’eli şanlı huzurlarının öncesine mimleniyorum
Sol yanım benliğimin sahibesine soluk
bana seni hep sevmek düştü
Dün düş’ten güzelliğine düştüm
Bugün düş’eşinden döşünde düş’tüm.
gözlerinden okurum kendimi
yüreğinin deli közlerinde pişirildi unutamayışım
Bu yüzdendir yüzümde çekilen hep senin resmin
Bu yüzdendir içimde kızaran hep senin sevdandır
çevrimdışı özlemlerin arkaik yosunlarında
su toplar bağrım içimdeki ağrım
birbirine tinlenen uzak kalışın er_demindeyim
gül ağacının kızıllarında astığın kızlığına şifrelenir arım
bal yapar, yapısal değişimin tenlerinde
adına tatlanır,ömrüne aşk olur geleceğim
senfonik bir kalış gibi susarım sözgelimilerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!