Nice yıllara... ruhun öğrencisi
Emeller enlemlerimde aşka yeni anları sırrına ifşa ederken
Malihulyalarını yeni güncende yıkasın utulma sen kendi yüreğine es
Estiğin kalplerin başkentinde ruhsal bir diriliş başlar güzelliğinle
Laleler açar özlemlerinin baharında yeşilleniyorum gelmelerinde
Rüya olacak kadar alacaklı değilim gecelerine.Mutluluğa gülümseyen güllerini kuruttuğum için gül kolonyasıyla idare ediyorum.
- Gül ile gülmen arasındaki cinasları özlem şiirinden çıkartalı örnek verilecek dizelerim kalmadı.
Hadi git,yalanlarım ile yılanlarım kardeş.Her yerin ısırık izi, her acın söz ısırığı.Yalnızlık kabuğuma gelişini yazdı.
-Pişmanlıklarım kanıyor, kendimi kaybedişler kanıyor. Kan revan içindeyim,içimin sesine kulak verecek birkaç sözün yok.
-Hatıraların bebek gibi ağlıyor içimde.Sen aşkımın öz annesi,acıkmışım sevdana, emekliyorum tutkuna, gel bir ömür büyüt beni kallavi yaşamlarda.
aşk ışıldardı aşka karşı
küskün özlemelere kaçardım susardım
yazıları silerdim yazgımın duvarından
kızıltılı kızgınlıklarım güncelenir uçardım
sevmek ile sevmek arasına asitli asırlar asardım
sevilmemek kötünün bütünlemesidir der severdim
Şah damarımdan uzak kaldığın her uzağın mumyasıyım
d’eli şanlı huzurlarının öncesine mimleniyorum
Sol yanım benliğimin sahibesine soluk
bana seni hep sevmek düştü
Dün düş’ten güzelliğine düştüm
Bugün düş’eşinden döşünde düş’tüm.
birbirine tinlenen uzak kalışın er_demindeyim
gül ağacının kızıllarında astığın kızlığına şifrelenir arım
bal yapar, yapısal değişimin tenlerinde
adına tatlanır,ömrüne aşk olur geleceğim
senfonik bir kalış gibi susarım sözgelimilerinde
Şairzal:
Geldin…
Şulenar:
-Gelin’miş oldum.
Şairzal:
-Yüreğine uzandı usumun aç kurtları. Zekice seçtim, zekice sevdim seni.
saklı kalmış algıların defterindeyim
aynı suda susamış olmanın yazgısını yazıyor elemim
ruhlarımızı uçuran y’elin ağzı değiliz
sevmeye kafiyeli şiirin son sözcüğüyüz
yazılmaya imgeli kitabın aşk kapağıyız
kaybolduğumuz ayıpların can atlasıyız
-Ay ışığında inleyen gerçekler yürür yüreğine doğru.
-Köhne ayrılığın labirentlerinde asılmış aslımın hüzünlü fotoğraf sergisi var.
-Bildik gitmelere benzemeyen gidişinde iğdişlerini pazarladı keyfe keder.
-Kanıksanmış bir hale çekimlendim.Her sevgi fiilin çekimlisiydim. Birleşik zamanlarımda sen vardın. Dili geçmiş özlemlerin kip kaymasını yaşıyordu öylece kalakalış.
-Severdim.
İtaatler itlerini salmış bağrımın sol yamacına.
Sen aşkını yeşil ormanlarıma sunmaya alışan aşka yaralı aslana aşık bir Ceylan
Bense sensizlikten ürken,özleminle,tutkunla eriyen aşk ormanımıza aslan.Tavına geldim önce ben vuruldum.Şimdi bu yaralı aslanı iyileştirecek tek şey ceylan yüreğindeki simyadır.
-Gel beni iyileştir senden…
Suya sardığımız aşkı ,göz yaşlarınla çözerek gidemezsin yar.
Tutku yumaklarımı suya karışan göz yaşın paklamaz.Ben sensiz çok kirlendim aşk gayyalarında.Ben sensiz çok arzulandım Leyla’lar
Bedeli güllerin yaşam kırmızılıyla çevrili özlemle parsellenmiş sevda kentimize gelsene.
-Rotamızda mutluluk kendi ruh rayını çizerken, ben kendi modern metromu yapıp derin ve sessizce sana geliyorken.
-Gelsene son durağa. Mezar ile taş arasında kalma. Aşkın mezar taşı yoktur, aşk ölmez, aşk öldürülmez, aşk kendini infilak eder.
- Gel_senE aşka…
Aşk içimizdeki gelgitlerle kendi med-cezirini çizer. Yakamozlar alkışlar tutkuyu. Sanırım ben tutkulardayım. Anladım ki aşk ile tutku farklı şey.
Gel,sana gül bahçesinde gül nasıl aşk olur onu öğreteyim. Her gül aşk olur, her gülden aşk balı yapılır. Arılar ile şairler arasında kalmamayı da öğren. İkisinin de çiçeği çoktur. İkisi de bal yapar, vals yapar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!