kuşatılmış hazanların gerilasıyım bu meçhul mecnun kentinde
mermiyim hislerin ve yalınç kaçışların uzlarına
sokak tutkuların ara sığınağıyım vuruyorum yalnızlığı
kurşunlar yağdırıyorum sistemin isis solucanlarına
güllere koşan koku komutanıyım beni vurmasın güzeller
-
Sana yazılan kitabenin söyleviydim. Ey sevgili sevgilisi!
Her cümlemin yükleminde sen vardın. Noktayla bitiyordun. Oysa ben sana üç noktalar hazırladım ömrümün en taze baharından, yazgımın en silinmez yazısından, tutkumun en tutulası elinden, en sen’den en ben’e doğru.
Suretinde kalan yazılmamış bakışlarım, aşka karışımlarım vardı.
Şairzal:
Her an farklı şekillere renk veriyordu sevdan.Renginardın. Gül şulesiydin.
-Her gül yaprağında oyaların vardı.Gülleri tığla değil, ruhunla, nefsi tınınla nakışlamıştın.
Şarabı sarhoş eden aşkının sarhoşuyum..Sen hoşuyum... tutku koşucusuyum. Köyüne kadar gelmişliğin iç kurduyum.Puslu havaları değil, senli havaları severim.
İçini içmişim, bu sarhoşluk ebedi,edebi…
Zaman s’onun da rüzgarını biçiyor,içimdeki fırtınalar hırçınlaştığında.
Kendi kayıplarımın kum saati hapsolduğum yalnızlıklara dökülüyor.
Aşk yere saçılıyor.Statüko ile gerçek sevenler arasında bir seçim yapıyor yaşadığım tarih.
Yagmurun mir sevdasını,“düş “ toprağıma taşıyordun.
Gözlerinde nem yoktu. Yoksul kalmış yüreğime zengin özlemlerinle geldin.
-Buhurun elleriyle geldin.Minicikti ıslak hayallerinin elleri. Bir bebektin yağmura.Bense bulutun tüm gerçeklerini saklıyordum.
Nazlanmıştı hislerin yağmur bulutuna.Aşka hazır bir ruhun ortasındaydın. Nadaslarım ağlıyordu.
-Yaralarımı kapatacak sağanak tutkuların gerekti.
Canan bir dünyanın aşk uydusudur beyazlarındayım
Aşkın gökkuşağına renk katar,karalanır dünyası
Nadasa bırakılmış özlemlerine geldim aksın ırmağın
Aslı kadar uzak kavuşmalarında taran,huzur senin bakışın
Nice ırmaklar çağlar,dağlarımda sen gülü yeşerir
Ben aşkın öznesi olarak büyüyorken cümlelerde sen bari devrik yüklem olarak kalmalıydın.
Yalnızlığıma, ıssızlığıma, sensizliğime tamlamalar oluşturmuştum. Eksiz ve aşksız tamlamalarımda sana benzeyen güzellerin gözlerinden sıfatlar kuruyordum. Sahip çıkmıştım onca yalnızlık arasında üç noktalı korkulardan.Sen yokluğun idelerinde ipotekli bir hazın baharında çiğdemdin.Baharlarımı sevdiğimi biliyordun.Bense sahralarda ruh yanılması yaşadığım benli bensiz,aşklı aşksız sadece öpücüklerle süslediğimiz adı ve tadı kalan kalıntılı ve alıntılı bir aşkın parafını açıp çok büyük metinleri içinde zipleyen perilerin de beyazlığını kattığı katıksız bir aşkın müneccimiydim.Korkularımdan korkmamayı öğreniyordum yavaş yavaş...
Hayallere hazır aşklar fortmatlıyordum…Sensizliğime karşı antivirüslerini gönderen güzellerin sitelerinde önce besmele sonra heveslerimi artırarak katlanıyordum.Küçücük mutluluklara, hayata dair geçici heveslere sarılıp gülümseyebiliyordum...
Alışılmamış ali bir sevdanın üşümüş parmak uçlarında yarına ve yara dair inandığım sözlerim var.Sözlerimden arta kalan her nefesin unutuşunda adım çıktığı kadarlara kadri oluyor.Her harfe bir aşk sığdırmanın gayretinde olmak yolu da açılmış.Oysa ben ilk harfi geçebilsem aşk içre aşklara hecelenmiş yaşanmış aşk olacaktım
İçimde aşk ışıkları sönmüş binlerce tutku tutusi var. Eksikliği bilinen ama tamamlanması bensizlikten derleyen binlerce hikâyenin sonu hep aynı değilleri tümlüyor.
Bir dokunuşun yüzyıllık hevesinde sular durular öykümüzü.
-Ötelerin, ötekileşme serencanımda canımı kırıp geçmekte.
-Her şey dün gibi olsun. Her şey senli olsun gibi. Hiçbir limanda anlatamadığım sızılı bir duygunun gün görmüşüyüm.
- Yağmurun toprağa sarılışı gibi sonra olmak istedim seninle.Sellerine kapıllan son kaya olarak gönül barınağında kalmak.
-Çoğalarak sana akmak,kayadan dağ olmak, dağdan yürek, yürekten aşk, aşktan aşka gitmenin künhünü okumak.
- Huthüt anlatır bizi. Mantık Tayrında okunmak istedim.Her kuşun eti yenilmezi ezber etme bana.
Nice yıllara... ruhun öğrencisi
Emeller enlemlerimde aşka yeni anları sırrına ifşa ederken
Malihulyalarını yeni güncende yıkasın utulma sen kendi yüreğine es
Estiğin kalplerin başkentinde ruhsal bir diriliş başlar güzelliğinle
Laleler açar özlemlerinin baharında yeşilleniyorum gelmelerinde
Sensiz HİCAZ yüzüm. Yüreğimin sen yarısı ateşlere not veriyor. İçlerini taşlıyor minimize elleriyle sana büyüyen melodik bebeğim.
Sensizliğime ağlamışsın, göz pınarlarının türküsünü okuyor duyanlar. Gözyaşlarının gözyaşlarımla buluştuğu gelmeler denizinde dudaklarından dökülen HÜZZAM duadır bana. Segah perdesinde karar eden bir makam gibi akışın. Gazi Giray Han’a ait ilk peşrevdir sözcelerin Neva’da Hicaz göstererek seyrine başladım. Gerdaniye’de asma kalışlarınla kal yaptım sana. Perdelerden sana teslim oldu hüzün halim..
Ruhumun içinde ruha şuh olan şehirlerinden şehirlerin ruhuna doğru bir sen şehri kuruldu mehteran eşliğinde. Her his bunu alkışladı.
Hatırlar mısın; seni gördüğümde canlı müzik çalınıyordu, çalakalem bakışlarını gözbebeklerim çizerken sen de bakışlarıma nazlı kaçışlara cevap verircesine yandan bakmıştın. Bir güzelin kaçamak bakışlarından anlarım ki meyilleri musikime ruhtaş.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!