- Şimdi bir bir çözülüyor yapayalnızlığım.Prangalı bir yaranın kabuklarına yazılmış kaderim.Kederime kel kelebeklerin konmuş.
-Yıllanmış şarabı tadına alıştırmalar yapıyor güzeller.Beni senden içiyorlar. Onlar sarhoş, ben sana ayık.
-Sıvanmış yalnızlık duvarına senden sözler, özler, aşklar yazıyorum.
Kimse beni anlamıyor.Oysa sen şiirim, sözsüz romanım, bitmez vuslatımdın.Yaramın sönmeyen yangınıydın. Betik hülyaların lal sultanıydın. Saçlarını uzatırdın sensizliğimin üstüne.
Gözyaşların yıkasın içli şarkılarımın sözlerini
ilk bakışın bir türkünün nakaratı gibi okundu tutkularımda
şimdi yalnız bakıyorum kederlerin kadrini saya saya
yüreğimin camı acımasız gidiş ordularına direnemedi
Kırık dökük her yanı
bu yüzden nazlı kuşlar talan edip yuva yaptılar sensizliğe
Sana geliyorum sen’den sen’e ayna olmak için
Susuyor sularım gözlerinden özler kaynarken
susuyor sözlerim
sözsüz bir roman yazdın bakışlarınla
bakışlarına senli demler demledim..
Yitik sözler sarkacında yarım ve içliyim
Ağlayış masalım bundan ibaret
Susacak sözüm yok
Usacak aşkım yok
katlime ferman veren gecenin hecesindeyim
başka gidişlerin alfabesine yazılamam
Susardın,aşk yağardı sensizliğe.Küserdin, aşk susardı sularına.
Gözlerinde hecelenirdi ilmi akışlar, içsel yakarışlar.Benlik taşıtıyla giderdim ego adasına.Ehil olmak için eğitirdim geçmişten kalan izleri. Issız bir adaya yalnız kendimi alırdım.Çünkü,kendini tanıyan zaten çok kalabalıktır.
Yarım kalmış yarınların yari olup tümlerdin tüm ömrü.
-Üşenirliğim başlardı sen yokken …Üleştirmeler yapardın ikimizin seyrinde.
Seyr ü sefir olup gelirdim, gelişinin en tanındık yerine.
Karartılmış güncelerin ortasında şizofrenik bir sen sıralanır.
-Rehindir kalan son bakışın var bende.Ben deliremem sevgilim.
-Aşınık yıldırmalar yaşayabilirim.Seni bırakmaya alıştırmalar yapmalıyım biliyorum.Karamsarlığın karası olmuşsun karam.
-Kara kalem ile kara bahtın kelam çalışmaları arasında biraz ben’i de çiziyorum hayatın tınısıyla.
-Kimliksiz bir susku uyandırır beni. Şizof musun?
Kaderini ıslatan bu deli fişek gitmelerin izohipsi oluyoru, en acıklı halinin tepesini gösteriyor ben arası sen arası girintiler.
Seni ben geçerken-1
boğulmuş hüzünlere can veriyor ruhun
girdabın dibine atılmış yalnızlığım kayboluyor
var gibi yokluğuna tinsel alışverişteyim
bir ben alıyorum özünden arta kalanlardan
Okyanus olsam; okuyan usunda kalsam.Yanaklarından süzülen damlaların toptancısı olsam, seni pazarlasam içimdeki algının dalgalarına imkansızlık kendine gelir mi ki?
*Sensiz şehrin yoklarında senli şehirler kursam, kurlarınla gelip kalsan.
Ama fark ettim ki gidişinle bütün renkli düşlerim yıkılmış, yakılmış, masallara sığınmış bir peri gibi Kaf’ın ardında Kafka kılmış.
*Kış uykusuna kalmış hediyelik bir ayıcığın var bende kalan. Hep uyuyor.Dün uyandı, uyanmışlığını sordu:
…: Sadece siyah ya da kırmızıların var.Başka rengi yok mu aşkın.Kırmızı tutkunuzu, siyah acılarınızın cevazı.
Onun gidişini acıyla tartman doğru mu ki? Sen manav mısın ki? Onun ağırlığını bilmiyor musun ki? Ya da onun ezberlerini okumadın mı giderken, gelirken, sende kalırken.Şimdi daranızı bozan tartısında hangi içsel olayınız var.
ussi bir dervişten kentin ruhi dervişesine....
Tebessümler diyarından dertseller okundu sensizliğe
Özlemin şahı ruhumun atına bindi koşuştuk sana
Elçi istemler getirdim benden ve bendelerden
Özlemin kıvılcımları sarıyor yalnızlığı ve gelemeyişini
Yalan söylüyor Kader:
-Uyuşturdu veya narkoz verdi hislerime.Ayık kafayla sevmedim.
*Peki bu şehri neden yaktın?
-Yüreği üşüyordu, ben yanı üşüyordu onu ısıtmak içindi.
*Şimdi son kararını söyle seviyor musun onu kahverengi gözlerinden yaşamı.
…: Sevmek onu çok seviyor, ben sevmenin kadercisiyim. Kederi idam ettik onun aşkı aydınlatan gözlerinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!