ussi bir dervişten kentin ruhi dervişesine....
Tebessümler diyarından dertseller okundu sensizliğe
Özlemin şahı ruhumun atına bindi koşuştuk sana
Elçi istemler getirdim benden ve bendelerden
Özlemin kıvılcımları sarıyor yalnızlığı ve gelemeyişini
Yalan söylüyor Kader:
-Uyuşturdu veya narkoz verdi hislerime.Ayık kafayla sevmedim.
*Peki bu şehri neden yaktın?
-Yüreği üşüyordu, ben yanı üşüyordu onu ısıtmak içindi.
*Şimdi son kararını söyle seviyor musun onu kahverengi gözlerinden yaşamı.
…: Sevmek onu çok seviyor, ben sevmenin kadercisiyim. Kederi idam ettik onun aşkı aydınlatan gözlerinde.
sensizliği dokuduğum yürek halıların nakışında
yalnızlığımın tüm zamanları susar
renksiz beklemeler beni sarar
sana sarılamadığım her günün deminde
bir gün, güne küser zamansızlık başlar
kıyametin alameti olur sensizlik
Seni ben geçerken-1
boğulmuş hüzünlere can veriyor ruhun
girdabın dibine atılmış yalnızlığım kayboluyor
var gibi yokluğuna tinsel alışverişteyim
bir ben alıyorum özünden arta kalanlardan
Okyanus olsam; okuyan usunda kalsam.Yanaklarından süzülen damlaların toptancısı olsam, seni pazarlasam içimdeki algının dalgalarına imkansızlık kendine gelir mi ki?
*Sensiz şehrin yoklarında senli şehirler kursam, kurlarınla gelip kalsan.
Ama fark ettim ki gidişinle bütün renkli düşlerim yıkılmış, yakılmış, masallara sığınmış bir peri gibi Kaf’ın ardında Kafka kılmış.
*Kış uykusuna kalmış hediyelik bir ayıcığın var bende kalan. Hep uyuyor.Dün uyandı, uyanmışlığını sordu:
…: Sadece siyah ya da kırmızıların var.Başka rengi yok mu aşkın.Kırmızı tutkunuzu, siyah acılarınızın cevazı.
Onun gidişini acıyla tartman doğru mu ki? Sen manav mısın ki? Onun ağırlığını bilmiyor musun ki? Ya da onun ezberlerini okumadın mı giderken, gelirken, sende kalırken.Şimdi daranızı bozan tartısında hangi içsel olayınız var.
Kırgın bir mazinin onarımı sırasında sırrından fırlayan bir demin azizesi gibi süzüldü yüreğin.
Kumru bakışlarıyla tılsım ıssızlığı sardı.Susmak kadar yakın olmak arasında kendine bir ara açtı açılım.
Her akış kendi damlasını akıtarak menziline özel anlar alır.
Bekleyiş kendi fenerini açtı. Göz göze gelinemeyen her şey gözlerini kapattı.
-Öptü.
-İnsan en güzel anlarında gözlerini kapatır, huyumuzun tin gereği.
Giyotin sensizliğim,aynalarında gözü nemli taranır
Hüzünlerim kahkaha atar,nedensiz gidişlere
Başkaldırılar uzar sensiz beyazlaşan sakalım yerine
Suçumuz,sorgusuz kırılmaların dersine çalışmamak
Suçumuz, yaşamın sağrılarında ders almak gitmelerden
Suçumuz ,ceza kütüğünde nimet-i şinası eğitmemek gülüm
Gün boyu bir haber bekledim. Bekleyiş dile geldi:
-O bir martıydı, bembeyaz kanatlarını çırptı. Gam gemini bitirmeye geldi. Kirli emelleri olanlarla
İstanbul Boğazı kirlenmişti. Kirli amaçlarının yamaçlarını sere serpen doyumsuz insanlar doluydu.
-Ruhu, ufku, sevgisi, yüreği doluydu. İçine kadar şule şuleydi. Ancak, açılacak güvenli bir liman bulamamıştı. Beyaz bir martıydı, ona yem atan çoktu.
-Onun yemlere gelecek yüreği yoktu.O, artık ruhunun istediği, gönlünün işaret ettiği, içindeki kızın da istediği sana uçmuştu.
-Sözcüklerin köpük köpüktü.Önce kanatlarını çırptı sözler denizine.Sözsüz kaldı yüreğinde.Cümlelerinde yüzdü.Yüzünün yüzmesini gördüm.Yüzmeyi seviyor zaten.
Bedeli güllerin yaşam kırmızılıyla çevrili özlemle parsellenmiş sevda kentimize gelsene.
-Rotamızda mutluluk kendi ruh rayını çizerken, ben kendi modern metromu yapıp derin ve sessizce sana geliyorken.
-Gelsene son durağa. Mezar ile taş arasında kalma. Aşkın mezar taşı yoktur, aşk ölmez, aşk öldürülmez, aşk kendini infilak eder.
- Gel_senE aşka…
Aşk içimizdeki gelgitlerle kendi med-cezirini çizer. Yakamozlar alkışlar tutkuyu. Sanırım ben tutkulardayım. Anladım ki aşk ile tutku farklı şey.
Gel,sana gül bahçesinde gül nasıl aşk olur onu öğreteyim. Her gül aşk olur, her gülden aşk balı yapılır. Arılar ile şairler arasında kalmamayı da öğren. İkisinin de çiçeği çoktur. İkisi de bal yapar, vals yapar.
Gecikmiş meramımı yazan bülbüllerin gagasında hala senin gülün ve hala senin kokun varken bu aşkın mürekkebi biter mi ki?
-Bugün kendimden önce ilk kez sana geldim. Yar penceresinin önünde beklemek, perdeleri aralayışı beklemek ne de zormuş.
- Hayallerimden, hallerimden, bekleyiş ummanınımdan, umut bulutlarımın arasından, nemli içlenişlerimden, benli ve senli her şeyden çık diyorum.
- Yalnızlığından çıktım, beni sensizliğin son şubesinin müdürü yaptılar. İşim çok zor, sensizliğin bütün güzel müşterilerine kredi vermek zormuş …Taksit taksit seni benden çalıyorlar aşk ve heder…
-Can gözlerimin cam sözlerine seni yazdım. İşte silinmez bir yazı olmalı yazgıya.
Gamsız bir buzulun hiç bilinmeyen mağarasındayım. Gidenleri cesetleri arasında kalakalanların mumyalı gözlerindeyim….Karışığım ama benim işte…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!