Giyotin sensizliğim,aynalarında gözü nemli taranır
Hüzünlerim kahkaha atar,nedensiz gidişlere
Başkaldırılar uzar sensiz beyazlaşan sakalım yerine
Suçumuz,sorgusuz kırılmaların dersine çalışmamak
Suçumuz, yaşamın sağrılarında ders almak gitmelerden
Suçumuz ,ceza kütüğünde nimet-i şinası eğitmemek gülüm
Gün boyu bir haber bekledim. Bekleyiş dile geldi:
-O bir martıydı, bembeyaz kanatlarını çırptı. Gam gemini bitirmeye geldi. Kirli emelleri olanlarla
İstanbul Boğazı kirlenmişti. Kirli amaçlarının yamaçlarını sere serpen doyumsuz insanlar doluydu.
-Ruhu, ufku, sevgisi, yüreği doluydu. İçine kadar şule şuleydi. Ancak, açılacak güvenli bir liman bulamamıştı. Beyaz bir martıydı, ona yem atan çoktu.
-Onun yemlere gelecek yüreği yoktu.O, artık ruhunun istediği, gönlünün işaret ettiği, içindeki kızın da istediği sana uçmuştu.
-Sözcüklerin köpük köpüktü.Önce kanatlarını çırptı sözler denizine.Sözsüz kaldı yüreğinde.Cümlelerinde yüzdü.Yüzünün yüzmesini gördüm.Yüzmeyi seviyor zaten.
İç içe geçmiş romansların yaşayan aşk kahramanıyım .
Diğer karakterlerden farkım kendi aşkın seri katili olmam.
Seninle yaşadığımız coğrafyanın paftalarında erir emellerim.Seninle dolaştığımız yerlerin boylamındayım.Sol yanım ağır yük taşıyor.
-Tam seni anlatmanın ilk harfinde yoruluyorum.Adın ve aşk aynı harfle başlıyorsa nasıl gideceğim bu unutulmazlığın sonsuz harfine.
vicdani duruşmalarımda söz, sıra kadem bastılarda
savunuyorum üçüncü boyutun iç dünyasını
yanılgı dağlarımı küle çevirmek için
zaaflarıma iç ekmek bulmak için
çevrimdışı hüzünleri çevirmek için aşka
hayallerin ıslığını çalıyorum kaderden
Tersten Okunduğunda Aşk
-İplerle kurulmuş bekleyiş köprüsündeyim.Aşkım ufalmış
arkaik arzular tepesinde ve gitmek çok zor Eşya…
Vaat etiğim romantik günlerin ününde,önünde, seninde yoksun. M/askemi çıkardım bilinmezlerden.
-Yüzüm ile yüzyıllar arasında gitmeyeceğim demlerin demliğinde anıyorum seni.
Ç/ayında eriyor gece.
- Demli bir çayın buğusunda nefsim ile nefesim arasında hevesin sıralanır
Seni isterim Dara..
A/na düş’tüm…
Mahrem mahreçlerin forsalarını çıkardım yoluna
Gölgenin gölgesindeki damlalarına ıslandı hüzünlerim
Suya seni yazdım acılar köpüklerle yıkanırken
Ejderha kendi derhallerini yerken
ıslandım, uslandım ,puslandım sensizliğe
Üç şey seçildi cennetten: Kelimeler, aşk, annelik duygusu. Kelimeleri Adem aldı, annelik duygusu Havva’ya kaldı; ama aşk çok ağırdı.
Şems Tebrizi
Baksana aşkı kimse almamış Azizem.Aşk anonim, aşk yetim, aşk karışık, aşk her gönle alışık,aşk bütün duyguların içinde, dışında.Hüzne komşu, ayrılığa kuyu,can kırıklarına cam, özetsiz,ayrıntısız, sayısız, kitapsız duyulsamanın denklemi.
A’dem’den sonra adamlar geldi; ancak Adem hiçbir zaman gelmedi.
Yorgun ruhun derin sorgularındayım.Zaman zan altında. Altından yapılmış bir geçmişin yürek tozlarında sen.
-Suskunun iletileri kavuşmuyor. Kavuşamamanın setleri önünde diz boyu aşk.
-Ben’i aşıyor aşk.
Savrulan kader rüzgârıyla eskimezlere esiyor.
-Ben kasırgası hortuma dönüşüyor, camdan yapılmış gönül evinin çatısı uçuyor.
Gülyaranın Meçhul Uzağında Meşhur Vuslatım Kanar
Uzaklar başka uzakları küsercesine uzatıyordu gelemeyişini. Dağlara benzettin sensizliğin atlasında kahve gözlerini.İkisi aynı renk.İkisi de en yükseği, en ulaşılmazı gösteriyordu.
Bir gün gelişini maviye çeviren yunusun gözlerindeyim şimdi.Azize olarak aziz sevgimin gölgesinde gezineceğini düşlüyor düşlerim, düşeşe döş hallerim, ver hasılı cem benden her şey.
Boşluğunda, meçhul hoşluğun aşk adı dolanır sarmaşık gibi sarılamadığımız günler adına.
-Önce Ankara üşür, önce bozkır yüreğin ısınır vuslata. Sonra İstanbul kanar sensizliğe.İstanbul benim sevgim kadar kalabalık.Sığ bir sevgi yolculuğundayım.Oysa koşmak isterdim sana.Bu İstanbul trafiği gibi engeller sıralanıyor.Güven hızım, seni çok isteyişim aracım, algılarım, hislerim, istemelerim, sadıklığım yolum,sen aşkın son durağı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!