Sen aşkını yeşil ormanlarıma sunmaya alışan aşka yaralı aslana aşık bir Ceylan
Bense sensizlikten ürken,özleminle,tutkunla eriyen aşk ormanımıza aslan.Tavına geldim önce ben vuruldum.Şimdi bu yaralı aslanı iyileştirecek tek şey ceylan yüreğindeki simyadır.
-Gel beni iyileştir senden…
Suya sardığımız aşkı ,göz yaşlarınla çözerek gidemezsin yar.
Tutku yumaklarımı suya karışan göz yaşın paklamaz.Ben sensiz çok kirlendim aşk gayyalarında.Ben sensiz çok arzulandım Leyla’lar
Sudan yapılan merdivenlere tırmanıyorum. Senin için çıkıyordum biz’li bilinmezliğe…Yüreğimde kelimelerimin ipek atlası seni örüyor cümlesiz aşklara. Devrik bir ayrılığın yan cümlesiydim. Yüklem yandığım yüreğinde.
Bülbüllerim düşlerimi sana getirirdi. Benim kanat çırpınışlarını görüyordun. Sudan yapılan kuşlar uçardı göz yaşlarından.
Susup bana gelişinin seslerini dinlerdim. Sen gelirdin usumun usanmadıklarına.Kalırdım sana …Bir leyleğin aşka getirdiği bebektin sanki.Yokluğun göçünü yaşıyorum şimdi.Kış gelince uçup giden göçmen kuşlar sandım hep.Bu yönümle hep çocuktum.
Annesi gidince hani bir gün gelir diye değişik avuntularla umudu taranan çocuk…Gelmeyince annesinden kalanlara sarılan gibi bende sarıldım her şeyine.Kokladım senden ve sensiz her şeyi…
-Düşümdün …
-Maviyi tırmalayan deniz kedisisin.Masmavi sevdamla yumak yumak oynuyorsun.
Bölme bilmeyen düşlerimi bari bölme.Sen artığı yalnızlıkların derin sularındayım…Sulu gözlerimle sensizliğin sonsuzluğunu yazıyorum.
-Ahımda okunuyor adın yadın.Bir bilsen yanışlarımı belki acırdın deniz kedisi…Göz yaşlarının ummanında gençliğimin martıları uçuşur…
-En kesif keşiflerin dilindeyim. Dilim ile ilim arasında gizlediğin ölümcül sevdaların şifresinde baş harfin yazılıyor. Aşk ile baş harfin aynı olunca çıkıyorum yolculuğuna.
-Düşsüz yaşamanın tuvalinde özele sığmayan yarınsız bir adam görünür.
konakladı aşk kervanım gül handa
özleminin mavi sayfalarına gül kalem yazdı bekleyişi
sığındım güllerden yapılmış hanına
güldün
h/andın
gülhan’dın
Ezbersiz özlemlerin sayhalarında yüreğimin sayfaları yırtık.
-Eşliğinde eş olmak, eşliğinde bir ömre yavru umutları beslemek için yaşanırlığın iz düşümünde düşlerim arttı.
-Meçhul hayalde ele ele tutulmuşluğun filmi çekilse. Sevinçten akan damlaların senaryonun akışını değiştirse, bir de benim için ağlayışın gişe rekorları kıran filmi çekilse. Bitmese seni izlemem, hep seninle kalsa bu hayali film. Sonu hiçbir filme benzemesin.
-Filmin sonunda herkes kavuşuyor ya.Bizim ki öyle olmasın.Film kavuşmamızla başlasın, ayrılmamızla devam etsin. Ben ayrılmaları çok seviyorum .Sonra hiçbir araya gelmesek; ama öyle bir tesadüf ve mecburiyet bizi yeniden bir araya getirse.
AŞKın koruna düş’tün. Kavrulmuş özlemlerime bekleyişin soğuk şelalesi akardı yüreğime.
-Sen yanım d/ev kazan… Gidiş sana çok yakışmış olmalı. Kırışık yalnızlıklarının yılanları kavuşma kirpimden korkmuyor.
-İflah olmaz,aşkına iflas etmez bir halin Ali’siyim. Zülfikarım yok. Zülfü yare dokunanım yok.
-Hafız değilim; yalnız senin hafızanın hafızıyım, yalnız senin sevmenin vaiziyim.
-Divane divane divan yazıyorum. Aruzum arzularımı tümler.
Senden geçmiş bir geçmişin bentlerine akar sevdam. Dize dize dolar barajım.
Kalp kırılınca harflerde kırılıyor.Kırdığınızdan affını dilemek için kullandığınız sözcükler kırık, cümleler hep can kırığı olur.Bu yüzden kırılmış bir kalbi onarmak için kırmadan önce gönül ustası olmanız gerekir.Kırılan kalbi onarmak için yıllarca aylarca kalfalık yapsanız dahi bir daha belki usta olamazsanız.
-Bir gerçek var ki bu gerçeği bilen, algılayan, bu gerçeğin süzgecinden gönlünü sızdıran, bilince, mutlak doğruya teslim olanlar her zaman usta olabilir.
-On sekiz bin alemin sahibi Yüce Allah’ın en güzel ustalık sanatı insandır. Ki Yüce Allah affediyorsa biz aciz kullar acziyet eczanesinde inkar ilacı ya da zakkum ilacı sunmakla neyin bedelini ödemiş oluruz.
-Yüce Allah, bütün kalplerin ustası …Her şeyimizi affederken ,her hatamıza rağmen şefkatini, rahmetini,esirgemiyor.
Peki cüzi iradenin irdeleri olarak neyin peşindeyiz.Gönül yapmaya geldik, yıkmaya değil.
-
Yorgun ruhun derin sorgularındayım.Zaman zan altında. Altından yapılmış bir geçmişin yürek tozlarında sen.
-Suskunun iletileri kavuşmuyor. Kavuşamamanın setleri önünde diz boyu aşk.
-Ben’i aşıyor aşk.
Savrulan kader rüzgârıyla eskimezlere esiyor.
-Ben kasırgası hortuma dönüşüyor, camdan yapılmış gönül evinin çatısı uçuyor.
Üç şey seçildi cennetten: Kelimeler, aşk, annelik duygusu. Kelimeleri Adem aldı, annelik duygusu Havva’ya kaldı; ama aşk çok ağırdı.
Şems Tebrizi
Baksana aşkı kimse almamış Azizem.Aşk anonim, aşk yetim, aşk karışık, aşk her gönle alışık,aşk bütün duyguların içinde, dışında.Hüzne komşu, ayrılığa kuyu,can kırıklarına cam, özetsiz,ayrıntısız, sayısız, kitapsız duyulsamanın denklemi.
A’dem’den sonra adamlar geldi; ancak Adem hiçbir zaman gelmedi.
Gülyaranın Meçhul Uzağında Meşhur Vuslatım Kanar
Uzaklar başka uzakları küsercesine uzatıyordu gelemeyişini. Dağlara benzettin sensizliğin atlasında kahve gözlerini.İkisi aynı renk.İkisi de en yükseği, en ulaşılmazı gösteriyordu.
Bir gün gelişini maviye çeviren yunusun gözlerindeyim şimdi.Azize olarak aziz sevgimin gölgesinde gezineceğini düşlüyor düşlerim, düşeşe döş hallerim, ver hasılı cem benden her şey.
Boşluğunda, meçhul hoşluğun aşk adı dolanır sarmaşık gibi sarılamadığımız günler adına.
-Önce Ankara üşür, önce bozkır yüreğin ısınır vuslata. Sonra İstanbul kanar sensizliğe.İstanbul benim sevgim kadar kalabalık.Sığ bir sevgi yolculuğundayım.Oysa koşmak isterdim sana.Bu İstanbul trafiği gibi engeller sıralanıyor.Güven hızım, seni çok isteyişim aracım, algılarım, hislerim, istemelerim, sadıklığım yolum,sen aşkın son durağı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!