-Lise'1 in ilk haftasıydı. Dersler genelde boş geçiyordu. İlk yılın heyecanı ve acemiliği devam ediyordu.
İlklerin hecelerinde kelime olmak ne kadar zor. Zorluğun hoşluğunda onu gördüm.
Sınıfta orta sıranın ortasına gitti.Orta direk bir ailenin ortaca çocuğuydu.Orta boylu,saçlarını ortadan ayırmış
ortaokulu ortayla geçmiş orta halli bir çocuktu. Sevimli, bir o kadarda gamsız ve rahattı.
Kantinden bir simit almıştım.Ders zili çaldı, öğretmen henüz gelmemişti.Simidin bir parçasını ona uzattı.
Mertcan simidi alıp teşekkür etti.Simidi elinden alırken ellerin ve simidin sıcaklığı birleşti.
Kavuşma mataramdaki tutkunun damlasıyım
Bir günlerin gölü oluyorum
Yitirilmiş sevdamıza bent oluyor aşk
Yarın senin barajından yarin elektriği üretilecek
Ve sargısı yarama boyalı sen iyileşecek
Kuğuların balesinde kendine gelecek, geleceğimiz
Cinnet mi geçiriyor kendi aşk dilimi kullanan yalnızlar gibi… Deli gömleği yalnızca benim tenimde, benim aşkımda ruh bulurdu.Oysa çıldırmış sevenler, çıldırmış kelimeler, söze, öze yalınca karşı gelmekte, sevdiklerini tutku tanrısı sanıp ibadet ediyordu. Annemin sözünü dinlemeye koyuldum.' Elin kızı,kızın eli''... elin kızına yazılmış şiirler, ağlamalar, bunalımlar... gayrı yazmayacaktım.
Hayat bahane, gitmek bahane, susmak bahane yazdıklarımız bahane. Her zuhuruna yüklem.Bense özneleri tümleyen devrik bir ermişliğin sözce usçusu.Mazeretlerden oluşan bir düş'e lanet olsun...Lanet olsun,neon gecelerimden gözlerini kaçıran sana da.
Hiçbir karabasandan korkmayacağım,kara sevdaların sevi geleceğinde seni anmayacağım.Kulakların çınlamadan,ruhun inlemeden, sözlerin dillenmeden ve her halin millenmeden rahat uyuyabilirsin.
Bu heceden sonra bağıl değilsin,özgürsün… Lanet olsun İsrail diyecek kadar aynısını sana sulandıra sulandıra kullanasım geliyor. Kapatıyorum yarım kalmış ve gitmenle biten aşkın ve şevkin kitabını. İç kitabımı,kitaplığımın en ücra köşesine hapsediyorum. İçimdeki azazizlle barıştım sana karşı. Çık yandığın his ve tin yanılmalarımdan.Ki yandıkça,yanıldıkça ,anıldıkça, bekledikçe beni de yok ettiğin susma cehenneminden de çık.
Kutsanmışlar azizler arasındasın, peri suretten seni çıkardım, sen de oynaşı güzelliğine tensel zaafiye oldun.
''kırılmak''...bu sözcükten,senli kırıldığım her andan, her sonundan nefret ediyorum... Kırmamak için söylenmemiş nice gayrimeşru söz kalıyor.Bense meşru olan lainlerimi naylon bir poşete koyarak Pazar sepetine atıyorum.
Haydi Söyle Bu Ayrılık Nereli?
*Aşka Türkü Ayrılığa Arabesk Terapiler-1
“Seni gördüğüm zaman dilim neden tutulur
Seni gördüğüm zaman güller elimde kurur
ben şirinden içen aşkın şiriydim
sense zerrelerimden kaçan ürkek ceylandın
aşk cenneti diledin benden bir ömür
fırat’ı bile geçemedim ki sıratından geçeyim
su ile günah arasında ödevim artıyor
arzular şelalesinde suçluluğumun susuzluğu akar
Dünyamızda yalnızlıktan korkmak yoktu.Yalnız bırakmak da yoktu.Bütün bunlara ağıtlarımızı yazdık gelemedin yuğ şölenlerime...
Yalnızlıktan korkmak aşk denizimizdeki tüketici balıklara benzer ki biz Yunus haldeyiz olamazdı. Anlarımızın gümüşlerini kaybettiğimiz ilk yüzüğüne benzer.
Ki ben sana temiz gelmiş bir bülbülün gülünü aradığı dikensiz ve sensiz etiklerin etiketiyim.
“Ahlaksız-olan, “yaşam-içinde ve onun parçası olan insan denilenin değil” “ahlakın/tüzenin- kendisidir…”
Küçücük olmuş yatılarınla tutkusal yatırlarıma geliyorsun,kutsi aşk ağacıma batıl inanç da olsa beyaz ve kırmızı bezini bağlıyorsun.Oracıkta ağlıyorsun.Güzyaşı güzeli olarak kalakalıyorsun ömre şifresiz gelişlerimde.Her damlası bende bir ömür çalan ağlamalarına hangi kalbim dayanacak düşündün mü? Sözlerin gündüz bile olmadığı kadar gece.Alt ve üst dudakların bir saniyeliğine dudaklarımı kapatıyor.Bunun ne kadar süreceğini sen karar verme ki anlarımız anılara ayna olsun
Yarınlarımı yedi arş yere gelin ediyorum. Bulutla, güneşle son kez bakışıyor bakışmalarımız. Umut zenginliği yalayan düşlerime sarılıp sular seller sayıklıyorum. Gidiyorum, benim de gittiğim gitmelere. Hazanların son yaprağını da gelişini yazıyorum. Vedası, yeniden geldikten sonra yazılı ayrılık güllerinin dallarında yuva yapıyor bülbülüm. Avazım çıktığı kadar, çığlıklarımı besteliyorum.
Gidiyorum...
Çırpınan vedalarım hasta sevdamın yatağında bırakıp gitmelere tütsüler almaya,yeniden sana tutunmaya tav oluyorum.Senin uğrunda kanayan yüreğimin sana kırgınlıklarını iyileştiririm.Sensizliğin zülmü,huzur zindanlarında beni esir etti.
Kalakalmalardayım. Bir yanım feryadın fay kırıkları yarınına çok yakın.
Haksız gerçeğin aynasında taranan gel halinin gelin yansımasını tümlüyor her bakışım.Haksız kazançlar kazanan umudumun rayında burç yıldızları toparlar bizi.Sinemde çakılan ruh demiri özlem geminin yanaşması için siper olacak.Düşlerinde soluyan sonsuzluğun senfonisinde yalnızlığın şefiyim.Kendimden çalıyor,kendimle oynuyorum.Gömülüyorum sonsuzluğun rüyasına.Kefeni olmayan umutlara seni sarıyorum, gidiyorum kendimden geliyorum sana.Sorgularımı alıyorum sorgu meleklerinden…Acep nerde hata yaptık? Küçük mutluluğun alt dudaklarıyla söylediği huzurun zelalindeyim.
Beyaz tenin,tinlerimi,özlerimi dahası gittiğim bende tümlüyorum sana.Bir dirhem tebessümlerine ömrümü tespih eyleyip çekiyorum.Katre katre alevler yüceliyor,yol ve aşklar üstüne.
Ruhuna Fırat’ı bağladım,yüreğin Keban Barajı mı?
Bana elektirk veriyorsun.Yüreğin su. Ezcanım bense Dicle oldum.Akışım sana doğru.Yüreğimde akan şelaleden dev kazan oluştu.Her bakışında Derinlik arttı.Platonik bir rüzgar esiyor içimden.
Burda bütün renkler biraz mavimsi,biraz pembe ve birazda yeşil, ortalıkta matemden eser yok,
Bütün kelebekler düş rengi ve bütün martılar masum,bütün gözler ela,seni çağırıyor sol yanımdaki ağrılara.Ve yüreğimizin enginliği kadar çok…
Adını daha bilmiyorum. Sen lise 1 ‘e yeni gelmiştin.Bense artık tecrübeli lise 2 ‘deydim.
Her gün salına salına yürüyerek gelişin bende bir devrimdir.En büyük aşk tek kişilik yaşanır.
Sonu belirsiz aşk oyunlarına tutanak yazdım,bu gidişin nedeni her ne kadar ben olsam da senin nedenin hafifletilemeyecek kadar değildi.
Payıma düşen kırıkları aklamak yazgının silintili yazılarında okunmayı tercih etmek ne kör doğrudur.Seni teselli edecek teslimlerden arınmak kolay oldu mu ki..
“ Ben gittim,ben çizdim ismini aşk sözlüğünde.Hayal kırıkları antolojisine ben de bir cümle yazdım.
“Ölümünü beklerdim; ancak ihanet kitapçığının yazarı olacağını beklemezdim.”
-Sus Nazlıcan.
Bu cümleye yüzlerce yazı yazdım,kurumayan vicdanımın bataklığına cümleler serpme.Gitmelerin son durağındaki panoya bak,istasyon şefi bile anlamadı orda yazdıklarımı.
“”
Sezen Aksu ile Aşkın Tera_pi hali-1
“ağlamak güzeldir
süzülürken yaslar gözünden sakin utanma”




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!