umut kanaviçelerini astım gölgende büyüyen güle
yaslı dikenlerini bahtıma süs olarak işledim
gidişin puslarında duruşumun hisleri sislerine alıştı
mevsimlik musonlara fısılda meselsiz aşklarımı
Ufukların şiddetine varınca gözlerinin göstergesi mimlesin
İçimde seninle künyesi uzayan kavuşma kavmine yazdır
23. 23. 2010
Olasılık kaderi sırtlayıp gidiyordu yüreğimin uçurumlarına kadar.
Körkütük kalmışım sevgilim. Kederin yıkamadığı dev bir adam olmuşum üstüme hisler çökmüş. Damlaların eritmiş vicdanımdaki lekeleri kalmışım en tanınmış sende.
-Kalbine girmenin şifresiz sevilerini bekliyor mecalim. Ağzı açık hayallerin ırmağıyım. Akıyorum sensizliğin her zerresine.
Hiç büyümemiş bir çocuk yüreği gibi sevi kumbarana senden, benden bir şeyler atıyorum. Bir vuslat bayramında sana elmalı şeker alacak birikmiş hasretlerim var korkma be kadın !
eskimiş özlemlerimi ütülüyorum
önsüz fırtınaların beni koşularına atıyor
mutluluk sonlarına gelişinin gözlerini takmış
beni görüyor huzur, aşk tanımsız anlamlara sözlük oluyor
varılmaz Kafların, anlatılmaz masalların yollar ayrımındayım
sevgi damlaların göğsümü delmiş, özlem aşmış kaçınılmazlığı
Felsefi Tinler-11
Hegel:'Evlilik özsel olarak tekeşliliktir, çünkü bu ilişkiye giren ve kendini ona teslim eden dolaysızca dışlayıcı bireysellik olan kişiliktir; ilişkinin gerçekliği ve içtenliği (tözselliğin öznel biçimi) böylelikle yalnızca bu kişiliğin karşılıklı ve bölünmemiş olarak teslim edilişinden doğar; kişilik başkasında kendi kendinin bilincinde olma hakkını ancak bu başkası da kişi olarak, e.d. atomik tekillik olarak bu özdeşlikte olduğu sürece kazanır.'
- Evliliğin tözsel yönüne baktığımızda özsel bir teslimiyetin atlası görünür. Bireyler kendi özel yaşamlarını daha yaşanır hale getirmek için yaşam haritasında en yeşil, en sulak, en özel olan doğru kendi özlemlerinin teslim bayrağını diker. Özerk olarak yaşamaktansa kendi devletini kurmak düşüdür evlilik.
- İki kişinin kurduğu tek eşlilik merkezine dayalı bu devletin erkleri kendi etik düzleminde devam eder.
-öz-aşk-bekleyişe tinsel sarılış -a
iyileşmeyen yaraların güncesi
Muhtaç Olduğum En son aşkta…
Hayrettin Taylan
paylaşım faylarında en büyük günahlara senle yazılmak
melankoli saati içimin koluna takılmış
akrep ve yelkovan aynı acılarda senliğe çınlıyor
gizlenmiş yaranın kabuğunda duruyor amansızlık
mümkün olmayanın gökkuşağında renksiz bir hayat
sızılarım kapılarını açacak kadar derinden akıyor
diz çöken bir huyun suyu olarak aktım sensizliğe
Bi’lâl olsam Mekken duyar mı ki? Zayilerime iner mi inşirahın.Tedavisi sen olan yaşayamadıklarımızın telafisi olur mu? His ile us arasında bırakıp gitmemeliğimi sorgulama ben gayrı Mistik.
-Seninle kendimi kaybettiren eskimez bir ben.Kendini kaybetmektir aşk. Kendini bulmaya çıkmaktır aşk. Gitmek gelmeye ölümdür, otopsiye gerek yok Bennara.
-Terk eden ölür, bekleyendir yaşayan.Sahipsiz değil düşlerim. Düşmekle, düşeş arasında
sahipsiz değil sarhoş kaldığım sensizliklere.
-İntihar bile intihal olan aşk tecimeni değilim. Beni tanımadın Bennara.
Arşı yoktu, yaryüzümün. Aşkı vardı, aşinalığı vardı. Ben’i vardı.
Neden Saçların Beyazlamış Şair
“Neden saçların beyazlamış arkadaş
Sana da benim gibi çektiren mi var
Görüyorum ki her gün meyhanedesin
Ölü Bir Alfabeyim Yüreğinde
- Harflerin bir bir ölüyor
Yok şehrin sonrasında aşkı emzirdi giden sevgili.Hangi virane sokağa girsem aşkın aşk köpekleri peşimde ulur. Ben kendi aşk dağımın kurduyum. Ben kendimce sever, kendimce yaşarım. Bir şairi sevmek zor, bir şairin olmak zor. Onun bilinç ile bilinçaltı arasında farklı volkanları var.Hisleri yeni bir depremin güncesi.Ve ruhuna sahil güller hep vardır. Karışık faylarından aşka çıkan hevesleri var hayata.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!