Şiir Sözlü Can Tırtılın Manas Destanı-18
Bugünlerde çok geliyorsun geliş mecralarımda.Hep bendesin.
-Masal şifresini kırıyorsun peri olarak sızıyorsun rüyalarıma.
Sensizliği bitirmeye hazır ak sakallı şehzadeyim şimdi.Beyazlarımın ışıltısı tel tel göründü bahtında.
-. Gözlerinin sözleri iç dünyama ayna olduğundan mum yaktım gözbebeklerine. Biraz daha yakından göresin.Çık bu karanlık dehlizden.
'o kendini biliyora ithaf'
şimdi siyah bir sevgi gecesi uzar,siyah gözlerinde
hiç bakamadığım gözlerinde beyaz özlemler ışıldar gelişine
gece üşür ,aşk ısıtır sensizliği
Bir tek söz söyle, birden fazlalarımı alsın benden.Böyle suskun volkanlar bırakıp gitmeleri sulama dikenli güller bayramında.
Gözlerinin dizelerinde kafiye kalsın kafi olanlar. Artan sevgin redif olsun. Bizim olsun zaman ve aşk.
Anlatamadıklarım dolaşır yüreğimde. Bir bilince aşılanır anlayış.
Hüznün cadısı alır eline süpürgeyi. Benden silinecek çok şey.Kirlenmiş umutlarım, sensizliğin, öylesine gidişlerin. Hüzün çeperinin arkasında saklı yaşansı perilerin devriyesindeyim.
-Gece bilinmez bir vaktin vanası.Akıyorum en tanınmış hasrete. Gözlerinden sözler okuyorum ay şemi eritirken.
Öylece kalakaldığım, öylece tıkandığım bir meram sonrasızlığının ilacıyım.
Sor bir: soru birinin neden sorusu yok
Neden bu suskunluğumum suyu akarken, ciğerimdeki denizin suyu susar.
-Neden bu yorgunluğum dalgalar arasında. Neden bu boşluğum kendi cevabında cemi cümle olur?
cevabı bilinen soruları sormaya gerek olmadığını unutmuşum!
Yüksek bacaların dumanı yoktu ben gökdeleninde. Enel saki gibiydin. Encik hülyaların vardı. Kirli havalar sızdıran öylesi yaşamların dibindeydik.Sisler hislerimizi kaplamıştı.İyi niyetlerimiz görünmüyordu.
-Samimiyetin metresi kırılmış, metrekareye düşen aşkların yerine seks Güdülleri revaçlarını sergiliyordu.
-Bilinçaltı filtresi kirlenmiş duygular arıtmasıydık.Arındırılmış çok şeyimiz vardı.Özümüzün suları kirlenmişti.Ritüel gerçeklerimizin minimize kimliğinde üstbenliği çürüten emellerimiz vardı.
*Algılayış listesinde öne çıkan amaçlar yamacını sevgilinin kucağına kurmuştu.
-Hazıra hazır hazların sıcağında kavruluyorduk.
Dumanlar yükseliyor, birbirine dolanıyor bizim dolanışımıza engel oluyordu.
içlenmiş acının kuyruğuna takılı umutlarım
dışlanmış düş ülkemden akıyor damlaların
senli unutulamayanların sancısı zemherimde yaz olur
yosunlu baharlar bekler yaslı unutmalarda
anılar gönül şelalesinde akar öylesine
her satırda sana beyazlayan suların ömrüyüm
Çok sevmenin sorgu hücrelerinde aşk beni sana yaşatırken
sana vurulduğumu hangi söz özetler ki
İsimsiz özlemler biriktirdim gülücüklerine eş değer
yüreğimi bir tek sevdan kavurur, sözlerim bir tek bakışların uçurur
sözle seni seviyorum demeyi beceremeyip gözle özle söyleyen oldum
Karmakarışık duygulara metelik atıyor adıvarlarım
Gözü görmeyen umutlara ümmiyim
Bir yanım Umman ben onu ummam
Saklı kalmış kalakallarım kavileri kaf oluyor
Ben de kaf’ımın masal dervişi yalnızlığın Kafka’sı
Kusursuz hatlardan koflanmış hatalar teğetinde
Söz söylemek adına konuştuğum sözlükte seni bulamadım. Seni doğrulamak için tam 5 dakika mı verdim. Şansın destelerinde ben kupa kızını çektim, sen maçanın valesiyle çalışmadığım konuyu uçurdun önüme..
Çözümsüz gibi duruyordun.
Nasıl öyle yazılmışsa süslenmişsin.Saçlarını taramış süslü bir gelin gibiydin.Sen önce bir sorusun.Bakir bir soru.Çözümüne binlerce kişi yarışır.Sana gelmek senin olmak yokuşundayım.Sanatsız bir toplum gibi,sensiz bir deneme gibi.Olmayan gibilerdeyim.İçimde Gobi çölü.Metrik hesaplar peşindeyim.Pişman edilmiş bir gelecek gibi değil geleceğim.
Sana geleceğim. ki san geleceğimin şanında Lord özlemlerim yarışacak.
Saçlarını,suçlarını,nazlarını,azınlarını çözeceğim.Tüm yolları değil.Bildiğim bir yolla seni çözeceğim.Neden yanıldın?
Kime yazıldın? Bilinmeyeni yanıtlamak zor.
Ağların ağlamaları ördüğü yalnızlık sarkacında sarılıyorum gidişlere. Yarlı yücelerde bağdaş kurup kanıtsız hatta anıtsız söylemlerinin gölgesine sığınmak çare olur mu? Sensizliğin hikayesini anlatacağım güneş tutulmasına.Sana tutuluşlarımı izleyecek karanlık düşler, bir gün yeniden gelmeler...Sevmenin ipsiz oyunlarda artık cambazların işi olmadığı bu aşk küresinde kırılgan nameler sunmasın hayat.
Öfkelerini tohum gibi ekmişsin yazılara,beni silmişsin uzun öykü kahramanlarında.Ben melankolinin yeni babası olmuşken yazın tarlasında,senin huzur çardağında başka gözbebeklerin ışıltısıyla mutlu olman gerekti.Yazdığın, her yazıda hüzünler,vedalar aşılı.
-Acep hani şu sildiğin,hani şu unuttuğun, hani umursamadığın asrın mecnunu benden kaynaklanmasın nemlican
Öfke öfke çiçeklerinden buket buket büyüttüm mahsul zamanı aşk çıktı gülüm.Sahte sevgilerin kanamış damarında kanamış, canımı verdiklerim.Yılgınlığın kırmızı şarabında seni içmişim ben değil özlemler, gelmeler, gitmeler sarhoş olmuş, Her fırtınada çadırımı toplamış,yüce yaylalarına gelmişim arılar gibi oğullanmışım gözleri nemli, yüreği demli bir geleceğin yeşilliğinde beklemişim seni.
Umutlarımı yeni doğan bebeklere vermişim, ağlayışlarına karışsın diye. Çığlıklarında mutlanmış, büyümeler sunsunlar diye huzurla beklemişim seni.
Mevsimler değişmiş,durmalar durulanmış, öğünmüşüm un gibi umut yolunda.Acılarımı yumaklara sarmış, sarmaş dolaş halimizin gölgesinde hep beklemişim nemlican.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!