“Ben senin hayatından kaldım gülüm, hadi yerime getir ben kokulu bir çiçek
Ben senin hayatından kaldım gülüm, hadi vur papatyalarımı seviyor sevmiyor da
Bendeki sen arttı gülüm, hadi bakalım unut unutabilirsen
Ben seni gıdım gıdım içtim gülüm, hadi ol sütbeyaz alışmalara…
Zamanın ırmağı kah çılgın,kah süt liman akıyor yüreğimin sahilinden, sensizliğin geçtiği güllü yolun çayına uzatmışım ayaklarımı... Acaba bu bakışın bir anlamı var mı? Çok düşündüm.Düşlerim ''anlam'' adı verilen anlamsızlığa nasıl anlamlar yükleyebileceğimi. Kitaplara,hitaplara,bitaplara,sensizliğe danıştım daha sonra ve diğer düşünen insanların yazılarını anlamaya çalıştım; , ama her şey öylesine birbirine karıştı ki karışımlarda senli yalnızlığım park etti yaşama.
''Dayanabilmek''miş bütün sorun meğer...
Akıtılmayan Gözyaşlarının Yazamadığı Islanmış Mektup*
-Nafile ve naiflik çizgisinde fark edemedi kurumuş yarayı.
Bir damla indi üstsüz özlemlere.
Islandı gelecek. Kendinden geçti yaşanan arzuhal.
ağışlara alıştırılmış küresel sevda akışıyım
Çünkü aşk yolunda çok gözyaşı döktük
Kalbimizin yörüngesinde güneşli iki sevdalı astronot
Biri sen, biri ben
Uzay gemisi konaklıyor yüreğimin uzlarını,özlerini
Uzayın uykusu geliyor aşk yüzünde
'O, kendini biliyora ithaf '
tutkunun makamında uzak kalışını çalıyor ç/algılarım
yalnızlığın şefiyim sözsüz aşklar besteliyorum
ç/alıyorum seni
ve şimdi
yine biraz yalınç uzamlardayım
yine yazmak arası yazılmak sana
ki kelimeler
kendilerini
hep yaşam sanmışlar
Senin büyük olma seyrine geldim
Beni sev diye geldim büyük aşk
adın mini bin harfe bölünerek zerrecikler halinde yeryüzüne yayılır ve nesnelere ad olurmuş.
kapatıldığımız rutubetli gelmelerin sobelenişinde terk etti ehli kaçkınlar
Sokulgan, işveli parmakların, seğiren kaslara iyi gelirmiş her gelmen
Ellerin şifalı otlar soyundanmış.,.soyunman ruhun huyundan
ayrılık ışıldardı gitmelere doğru
kızıltılı günleri öperdi acılar
gitmek kar fırtınasının siyam sözleri gibi
kalmak avdı susuşların avret minvalinde kararlar
mor alacalı sorgulardayım
soru ile nemli gözlerinde kalır kalakalaşım
Acının en koyu deminde adın yüreğime kenelerini, genelerini yapıştırdı.
-İçsel bir huzurun romanıydın.Gözbebeklerinle başlardı roman. Beni anlar, beni severdi sözsüz yaşamın. Rimelleri yarama dökülen masum bir ceylan gibi yürüyordun uzaklarımda.
-Ürkek hallerinden sancılar üretirdi sevda halim.
İçim, içinden düşün cümlelerine özne olurdu. Temel öğeler gibiydik.
Sen aşkımın , ömrümün, acılarımın yüklemi. Ben seven, unutamayan, bekleyen ve bütün can kırıklarının mazisi içsel bir özne. Özüme kadar sendeydim, senli bir temel öğeydim .
-Bazen gizli özne, bazen gerçek özne olarak cümlenin başında beklerdim, yüklem olarak bende kalmanı.
Dili Geçmiş Zamanlarla gitmeler
Ay şavkına vuran yatağında
Yalnızlığını üstünü yorgan
Gözlerini loş ışığı
Tebessümlerini nedensiz
Saklı kalmalarını kalil bir an eyledim
saklı kalmış kalmaların sahipsiz kalanyım
kutsanmış öpücüklerimle uyan her yeni güne, ve bir sevgi sözünün aynısını durmadan, benim için değişik dillerde bestele
beni benden olan kalışların akıntılarında
efil efil esen saçlarının yalnızlığında bulundum
kaldım senin sen olduğun her benden
dalgama hiç kapılmadın, bırak kendini doğudan esen saçlarımın rüzgarına..her bir teli ki, bir başka bahardan alır kokusunu,..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!