Kan/ben-1
keskin bakışını çekiyor giyotin
sana kalışımı tam senden kesiyor
tutamayacağım sevgiler kanıyor
etim budum içtenlikler oluyor ayna
' bereketli bir yağmura yağan yağmura'
'yağmurkent
damlalardan kasabalar
ıslak bir özlem
sellere karışan bir alışma bağlaşımında'
Aşkının haklılığını ister
Aşk haktır
Haktır aşk
Hak edenindir aşk
Oysaki ayrılığına bile bir tas gözyaşı akıtıldı.
Ayrılığın günbatımında ayrılıkçı bir kız gözüme battı
Yorma kendini…
-Eşlik kendi eşiğinde hayatı sürmüş.Elbet yeşerir umutlar.Kaderin bir bildiği , aşkın sızdığı, ışığın eşitliği ısıttığı bir gönül elbet vardır.
-Gerçekçi gereğenlerin soyut gölgesinde itiraf ettiklerimiz bizi aklar doğrulara. Bir, hep doğrudur, bir’den sonra ikinin gelmesi senin bende toplamanı verir.
-Üçü de severim, yeniden gelmek,ya da bir bebek masalını yazdırdığı için. Diğer sayılar kirlenmiştir bu aşk asalında.
Kitap içre özdeyiş kokusu veren cümleler gibi ağır bir sevdam sızıyor yüreğime. Kalmışlığın ağırlığını uğurluyor içsel mevzim.
-Bakışın hedef alıyor gönlümün on ikisini.
Vuruluyorum ey aşk!
Yaşanırlığı renkli kalemlerle yazgıya yazdıran anın içindeyim. Seni renkli buldum. Bulduğum sendin, enerjin aktı içsel maveralarıma.
-Kendimi bulmanın bulmacasını çözdü karakter bağım. Bir aşk bebeğiyim, tutkukalarımın göbek bağını öpücüklerinle kestin.
Bir ışık, bir aşk, bir damla su ile iki damlan aktı sevdaya.Islanmış ışığın yansık güncelerinde kaldım. Kaldığım mecralarımı kurutmaya geldi kurların. Bir bakışına ömrümü sahil etmeye hazırdım.
Esrik bir gecenin hüzünkar fonuyla kaçışlardayım
ayın ayrılığı baştan çıkarı tavında yalnızlığın dersindeyim
Gizil bir ruhun kalemi yanlış yazıyor seni
Sensizliğin silgisi silmiyor
Kalıyorum senden ve gitmelerden
Zıkkım Bile Tatlı Gidişinden
Yaşadıklarımızın kötü gölgesinde zakkum ağacı
Bu ağacı kesip atmak geliyor çoğu kez
Oysa zakkum ağacı
Her zıkkıma ilaç
-Ece’lim alışık dağlar sürer, sol yanımda senden.
-Dilerim seni dile getirelemeyen her şeyden. Aşka sükunlarımı sererim serimi.
Bir sen’e bir senemi sinemde yaşatırım. Aşk saçlarında saklanırken okşar bulur saçlarının yelleri arasında kalmışlığımız. Şımartırım seni mavi hayallerin ıslanmış yaşanmışlığında.
Aşkın haremindeyim senden başka sevmek haram .Yara sofalarına atmışlar İstanbul şahit. Yara kabukları üstüne üstsüz kalmış üstü alınmamış tutkularını yazarım.
-Gri vuslatın Grek sevinçlerinde çakırkeyfim dolanır sensizliğe
-Bakar ağlarım .
Ç’ölümde kum tanesisin, tek tek gözlerime savruluyor bakışların.İlk bakışın, son bakışın, ilk sözün, son sözün arasında ne varsa kum gibi gözüme giriyor. Onca güzele rağmen kimseyi görmüyor gözüm. Bu kariyere,nüfuzla beni isteyen onca periye perlerimi açmadım.
-İçimde kasırgalarım namelerini söylüyor. Melodik bir vazgeçilmez gibisin.
Gözden kopan damlasının ıslattığı kadar huzurum kaldı. İlk damlan kadar ömrüm kaldı.
*Islanmışım, unutamıyorum seni. Bu sevgiler kalabalığın denizinde yunus olmuşum. Yunus Emre’yi sevdiğin kadar seni anlamak için. Senin sevdiğin bütün bilinç kulelerini okudum,onların sözlerinde, dizelerinde eridim senin için.
Yalnızlığın sürmanşetine yazdırdım sensizliği. Emanetin var içimde. Merak etmiyor musun bu aşk emanetini.
-Öyle gitmekle çözüm mü ki?
Yenilgiler tomurcuklarını açmış sevdamın gövdesinde, sensizlik çiçek çiçek,hüzün meyve olmaya yakın ve ben ali orman olmuşum gerisi boş sözce gülüm. Dünün gözyaşlarında seninle yıkanmışım, seninle kurulanmışım kumrunazım.
Gizlice hüzünlere sevişen gitmelerin penceresinden bir gül attım,tutup kokladın ve sonra da kalbimin defteri arasına alıp gittin.Her mevsim dilindeki ağıtlarla sessizliğimin nadaslarına nedenlerini bıraktın.Beni ekmedin sevda seherinde ben bülbülken ve sana ötüyorken.
Ağladıkça an yağar sevgi yüzünden, yürekten dökülür korların, savların, savunmasız gidişlerin. Ve ruhumu kaynatıp giderken bile bir haftalık yemek yapıp gitmeni hangi huzur halim unutacak.Bir sevgili giderken,gözleri nemli ve acılarını heybesine alarak hatta içlenmiş bütün nakışlarını da alarak acımsı gözlerle yemek yapıp gider mi?
Hangi aşk damarım bunu kaldırır, yemek bitti,sevda bitti, sen bittin, benden bir şey kalmış mıdır? Gelip gördün mü senin yaptığın yemeklerden sonra kemik halimi. Bir deri,bir kemik kalmışım; ama hevesimin andında hani yeniden gelirsin diye can çekişiyoruz kara sevdayla birlikte bahar bahçe umutlarda.
Kimi aşktan, aşk ölürmüş,bizim ki ölüm değil,menzili uzak tutkuların sızısıdır. Sızısı algılanmaz, sol ağrıya kırkayak özlemler yapışır.Tutar ta senden,ta geldiğin andan.Bekleyişe sarılan sülünler gezer yüreğimden emer beni senden. İşte böyle anlarda yaşamın zemzemi bütün kurumuş özlemlerime dökülür.
Terk edilmiş yürekler in derinlerdeki ilgiler toplar beni biraz.Acıların paslı basamaklarında ruhum gelişleri dinleyerek düşer düşlerinde.Ki ben artık vurulmuşum, yaralıyım, sensizim.Beni pansuman edecek bir huzurun sınırındayım.Mayınlar döşeli,yabancı bir güzel acıyarak geliyor dünyama.Mayına bastığında aşk ayağı yaralı, kolsuz, sızısız.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!