Bütün terk edilmişlerin babasıyım
Acı,hüzün, ayrılık gibi binlerce çocuğum var
Çok çalışıp çok sevmeliyim aşk
—usul usul uslarımı aldı kader
Aralığında bıraktı benimsemediklerin
' O' kendini biliyora ithaf....
yokluğun ısıtıyordu güz odamı
omzuma konuyor kırlangıç ve başlangıç
rengârenk güller açılıyordu güzel yaşamaklara
Kitabım varken gidip fotokopi okumam.Bütün kitapçılarda değil, yalnız yüreğimin kitapçısında..Beyaz desenli,alev renkli, arzu renkli, şule şule ışıltılı…Son kitabımsın.Sonlarımın hepsi sana yazıldı.Yazgım kadar yazı, aşkım kadar aşk, sonum kadar bir sondun.Bu yüzden bu aşkın vedası yasaklı.Veda etmek, gitmek, ayrılık, hüzün, gibi can kırıkları filmimiz yok sevgilim.
Senden sonra başka güzellere kör, güzel sözlerine sağır, baştan alıcı tavırlarına lalım.
İnsan,sevince kendisi olmaktan çıkar, sevdiği olur.Onun gibi düşler, yürür, onun gözleriyle bakar, gülümser.
baharı sundular ben yazı yaşarken
yazıldım gül yaprağına
dikenleri kalem
seni yüreğime alem
imkansızlığa çin seddlerimi ekledim
ekildim gönül tarlana
-ben ağırım,bağırım, akisim seninle
Senin ağırlığını taşıyacak taşınmazlık bilinmezlikte …
can eriten bakışının ilk filmiyim
salına salına ilk kezlerimize sarılışın oynanıyor
Adımı sorma o senin hatıralarında kaldım.Benim adım senle yaşadıklarım. Soyadım da henüz yazılmadı. Yani senle yeniden yaşayacaklarımız olursa bu aşkın bir soyadı olacak. Adım ve adın yeter bu aşk için diyemezsin. Bu aşkın soyadı olursa Leyla ile Mecnun’un sadece adlarında kalan aşkını geçmiş olacağız.
-Baban hayrına yeniden gelsen sevsen de en büyük aşka soyadlarımız eklense diyorum.
Burçak tarlası halindeyim; ama seni tanıyor tanelerim. Bir tanem kaldığın günlerin toprak kokusu var yüreğimin her yerinde. Ben de diyorum bu senli toprak kokusu nerden?
-Yoksa öldün mü bende ?
Bir yerlerden, yarlardan, arlardan tanıyorum seni.Ölmemişsin, besbelli, beni ölümcül kalışların uğraklarına bırakmışsın.Muğlaklarımı besliyor yokluğun.Mutlakların düşlerine sarıyor sarılışın; ama saran sen değil sensizlik.
-Bu aşk sanırım.Yanılmalar arasında anılıyorum.Akıl ermiyor düşlerimin çocuğu.Ağzında seni seviyorum emziği, emeği, eteği, ettiği, etmediği, yettiği, yetmediği, bittiği, sildiğim, silemediğin senli yaşayışlar çeşnisinde yürek akan bir pınarın zelal haliyim.
Hadi gel!
Zamanın kanadı olalım. Uçalım sevi benliğimize.
Gün’eşi sol yanımıza alıp kalalım sevda sıcağına.
Düşlerim kirlenmiş, hadi gel birlikte düşünelim ki temizlensin düşlerim, düşüncelerim, düşlenemediklerim.
-Birbirine değmemiş değerlerimizin cümle teninde dokunalım sözcüklerle.Ruhumuzun manalarında anlam kazansın aşk.Yaşamın adılını boyasın yeşil gözlerin. Kanadım oldu verdiğin huzur.Artık seninle uçan manzum bir bülbülüm. Gönül pencerene konan serçeyim. Serçin duygularıma yuva yaptım yüreğinde. Kuluçkaya girmiş yarınlarım var…Sen kadar tatlı, içten, güzel, kadınsı mana yavruları var algımın sonsuz berraklarında.
Hadi gel!
gece benim, ay değilim aşkın uydusu olamazdım
ben ayları güneşine kaçırdım tutulmalardayım
sensiz yanım kara sevdanın karası
gece benim,ay’sa gözlerin
oysa gündüzlerin gün aklarında adınla aklanmak paklanmak isterdim
En uzun gecelerin seheri tükenince akacağım bekleyişlerin işlerlerine
Kıyının kıyısında bana kıymanın boşluğa bakan dize emekçisiyim. Beni anlamaya dair, bensizlik diline sarıldığın, yürek aslına arılandığın günceler seyrisin.
-Salaş bir yürekte salya çiftçiliği yapmıyorum ten tarlalarında. Benim aşkım adım kadar muhkemdir doğruluğa.Sevmediğime, erimediğime, ruhumun erimediğine, zekamın yansıtmadığı, zevkimin akmadığı bir gönlün mührü olacak sağır sultan olamam... Sende birikmişti hallerimin çekimi. Sende cümlenin öznesi olup benle yüklem olmana yüklemiştim aşkı ve bütün dünyayı
Güvercin kanatlarına, bülbül dilimin dediklerini ekledim. Bir ömür gömülü hazineye yapmaya uçurdum seni.
-Kanadı aşktan olan ölümsüz sever. Kanadın henüz aşk tüyünden mi, sevda huyunda mı? Beni kendine aşılayacak tutku yeşilliğin hazır mı?
-Yunus' um duyacak kadar hoşgörü dalı mısın evrenseller dillere.Mevlişem olup yüreğimde semah yapar mısın?
*Mağlubun mor beresinde entelektüel bir hava sezdim. Rüyalarıma kadar işlenmiş riyanın metafizik sorgularında sustum.
-Suskunların lalını oynadım laleler açarken baharımda.
İçimdeki çocuğun şimdi pişman olmak için affını soluna çağırıyor. Sokaklarda hep solcular var, sen soluma gel, aşk ve ilim orada. Bırak sokakların papağanları ağızlığını kullansın
Perizer
Yüreğe bağlantılı bağlamların dilinde ve ilmindeyiz. Yenilmişiz aşk ile aşk- alanın ilim küresine. Kutuplaşmış bir toplumun geoit dünyasında kutup ayıları yerine sevi pengueni olarak buzullardan sevdalara yani sıcak ilgilere gidiyoruz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!