gülüşünü yazdım gül yüzüne
…:esirgediğin öpüşünü yazdım söz imbiğine
yıllara yol olan bahtını yazdım aşk sözlüğüne
…:sen melek yüzlü anlamlarda açıklıyor sözsüz seviler
seni aşk yüzlü anlatılamayanlardı açıklıyor dilsiz periler
…:seni ben yüzlü içrelerde yazıyorlar ben arası senlerde
İsimsiz gemilerin geride bıraktığı köpüklere ahlarımı savurdum, gayrı yüreğim dalgalı ve temizdir aşklara.Eskiz izlerin izleğini kırdım, kırılmış suları da düzeltim .İstanbul Boğazı gibi kirli ve her aşka açık denizlere açılmış sevda gemim.
Molasını dalgasız umutların sonsuzluğunda verdiğimiz aşk arası aşklara bağlanan ırmaklar olmak ve akmak ve tutkuluca…Ve gelişlerin kırmızı sularından arkaik hevesler paklasın kalmalarımızı.Hüzün fışkıran yanardağlarımızın püskürdüğü acılar toprağının üstüne huzur ve aşk fidesi ektim.Dirençlerle kol kola gezmeye gelen var olmanın gül yaprağına kızıl sevgiler yazdım ince ruh kalemimle.
Yapışık kumruların umurunda umut derledim, kuğulardan uhu aldım yüreğimi sana yapıştırdım. Tarifsizliklerin dokunulmazlığı kalktı ve yargılanıyorum imkânsız aşkların meclisinden. Kesin bir sevme cezası gelecek duy ey perinazım…
Dokundukça sana ruhun açmazlarından asi yeller esecek yalnız kaldığım her ana.
Ölümcül akışları çağırıyorduk gizli buluşmaların hederlerine, sen pınarlarını akıtıyordun uzaklarını benime boyatarak boy atıyordu kavuşma gülümüz.
Küskün bulutların nemine buhurlarımızı gönderdik, unuttuğumuz sevinçlerin radarında yağmur cezası olarak gelsin diye.
şüpheler tartaklar sensizliğin can dilini
gelmenin göçüne zorlardı benden kalanların
ağlamaya değmez hayatların sunardı leyli hayat
uygundur bu yaşamın ta kendisi
kul dansını yapar okur sen yaşanamayanlar
Yalnızlığımın sokak lambası yanmıyor ela gözlerin yokken
zamansızlık aynasında taranmıyor beyazlanan saçlarım
sensizlik sarkacında uslanmıyor arzularımın suları
gözlerin ve sözlerin olmalıydı işgal altındaki yüreğimde
Umudun titrek tellerinde beni çalmalıydı kaderin
hüznünün kaz dağlarını sarıkız’la devirmeliydin ben ovasında
Bir güne, gün dedim senin için
sensiz karanlıktan üşür gecelerin evinden
Yumuşak bir geliş tut gözlerinden
Tut ki,
zerre zerre işleneyim ruhuna
Rezervi bitip tükenmek bilmeyen hangi madenin ruhusun.Derinlerine böyle çağırıyorsun. Varsıl hülyalar sunup durma derinlerde.
-Derinlerde her şeye rastlar insan. Sen orda aşk mısın acısı mısın aşkın acısı mısın unutamadığım mısın bilemedim.
”Sessizlik” cevap mı? İçindeki petrol olmalı ve sol yanında da Ortadoğu. Bu yüzden kanıyorsun.Bu yüzden bütün gözlerim sende.
-Suskunluğun kendine kurşunlar öretti.Beş meteliğime vurdun. Sen susunca bana da yazmak geldi. Sevginin gücünden ruha indin. Orda katman katman yakılmış ben’i gördüm.
-Şiir sözlüm deyip sevdiğim adamı hurilerle yakıp kavurduğun affedilmezliğin fotojenliği vardı. İçimdeki mağaralardan çıkmamı istiyorsun.Gökdelenlere çık diyorsun. Gökdelenlerde
Özlemek ile özlenmemek arasında kayıp hisler sarıyor dünyamı.
Önselleri acısından önceydi, dinmiş güncelerinde yalnızlık huzura dahilidir.
-Aradığınız sevgiliye ulaşılamıyor,bir daha aramayın, aradığınız o olmayabilir. Ya da bırak o seni arasın, ararsa dünyanın sonu yakındır.
-şimdi kabuk saran bu ironin gölgesinde aşka çınar oluyorum... Geçersizdi, aşk, geçmişini arardı acılar.
-Dün ile dünyam arasındaydı ütüsüz kalakalışlar.
- Merhem olmuyor, neşter değmeden yüreğimde üreyen yarama süslü sözlerin, benimi ütülemelerin. Bunlar gidişe giydirilen cümlelerdi.
' o kendini biliyora ithaf'
“Daha çok seviyorum seni
Giderek daha çok çok
Unutur gibi seviyorum bazen
Sindire sindire
susan bir acının ceninleri büyür
yarın ayrılığına bebek
yarın gelişine çocuk
yarin yarine aşk
oysa dilimin ucuna yazılmış adın
bu yüzden acıtmaların yürek ucumda kayboluyor
Acının tohumları imkansızlığın Sevinçlerinde yaşarken
Mürekkebi kurumuş arzularımın sisliğinde
Yoksul hesapların miadı tavan yapıyor
sahip olunamayan her tanımsız duyguya
adın ezberlenir
yüreğinin resmi çizilir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!