''Ağlıyor musun hala senin göz yaşlarından akan acıların grilerinde ben var mıyım?
Sus hadi canım, rüyanda sıcak bir ve bensiz bir ülke karışır belki.
Yüzümüzü geçmiş zamanlara çevirmiş aynı fiilde ahlarımız çekimleniyor..Ertelenemeyecek kadar yoğun mecburlar ortasında birbirimizi takdis ederek susmalara su oluyoruz.Bilir misin benden sana akan tüm pınarlar kurudu.Küresel akışın
kuytusunda aradım. Çok sesli bir bir isteme bendini ördüm gelmelerine.
Bak yağmur yağıyorum, gözyaşlarının yerine .
Evet, yağmur söndüremez içimdeki ateşi! ''Bu yağışlardan eller etkilenir sellerimizden.
suskunca bir lav büyüdü özlemelerinden şimdi sönmemiş bir umudun akıcısıyım
senin yakılmışlarında zil çalan arzuüstü istemlerim islerini ruhunun kağıdına bıraktılar
ve öğreteyim sana adını..yanağımı yanağını bastırdığımda, saklı kalmış bir nöbetin, sesimde, ortaya çıkmış, sımsıcak halisin sen aslında..adın yakar dudaklarımı, gizli kalmış bütün duyguların aslısın sen aslında..
sevincin nöbetinde beni bekleyen yeni bir tehlikenin son andında vefan bırakmadı beni
üşengi bir arzın tarzında sen nasılların ön sorusundan çıktın karşıma
karşı çıkılmaz ummaların dalgasında sularım sana akmaya vefalı
Küçücük şeylerdir insanı tanıtan, büyüten,sevdiren, aşka ve ayrılığa götüren.
Mesela, bakışından,susuşundan, gidişinden, bekleyişinden, sızısından, bir sözcüğünden tanımak mümkün. Özümüz de bir bir damla bir zerreden değil mi ki? Tesadüfe yer yok yaşantımızda. Her şey gerçeğine kaim.
-Meyil meyimler bizi. Aşk da öyle başlamaz mı ki?
-Küçük bir bakış, ilgi, sızı, ürperiş, isteyişle başlamıyor mu? Minimize edilmiş yaşamın son basamaklarındayım Ruhsu.
Terk Etmek Ne Kadar Kolay/ Tek Başınalığın İmparatoruyum
“Terk etmek ne kadar kolay
Sen kolay olanı seçtin
N’ara uyanmış güzellerim vardı
Y’ara kazınmış sevilerim vardı
Kokladım umudun burnuyla
Bir ağ açtım bağrına
Çevrimiçi kavuşmalar yaşadık
Yaşadık yara bağlı sıralanmış sırlar için
ateşi eğiten ahın ahusu olarak yaktın yüreğimi
gözyaşların yumuşattı bağrımın tepelerini
selamete yolcu oldum, yoldaşım sensizliğin
hikmete yolcu oldum,ilmim nazların
sukunete yolcu oldum,bağrışın diyemediklerim
kavuşmaya yolcu oldum,bekleyişim bekleyemediklerime
*Tanıdım. Kendime bana tanıtan bir yürek cevherini. İçimin markasını arıyordum. Bir sevda ermişi olarak kendime sevi bir marka arıyordum ki o çıktı karşılaşılmaz denilen ne kadar imkansızlık olmasına rağmen.
-Hiçin içindeki bütün Çinleri içime aşk kılara setlerini, hadlerimi, ilklerimi, istediğim, beklediğim, her şeyi aşk kılarak geldi sahilime.
Ben zaten bir ömür ona hazır berrak bir okyanustum. Sevda yunuslarımla kulaç açmıştım onu ılırsı dünyasına.
*Merhaba dedi.
-Bütün aşklar merhabayla başlar, merhabasız bitermiş.
*Oydu. İşte bütün iştelerimin işi. O’ydu, içimde içlenmiş her şeyin nakkaşı. Yüreğimde birikmiş bütün özlemlere, sevgilere, sevdalara, acılara, ayrılıklara, en güzellerle, en hüzünlü demlere şifreli bir marka olmaya gelmişti.
bir gerçeğin eş anlamında eşin yoktu hayalimde
silinmiş afların sahrasında tozların battı halime
yokluğun hece hece dokundu sensiz ve kitapsız günlere
Geriye dönüşünün çatısında dönüşlü fiil oldum
sana arandı geleceğim
lüks dileklerin dilekçesini yazdı melekler
üşüyor gel halin
ısınıyor buzulların
Neye benzersiz neye nedensiz bir ederin kaderiyim
Kederlerimde gözler açılıyor
Seni görüyor kavuşma
Yüzdüğümüz bu umman,
-Ece’lim alışık dağlar sürer, sol yanımda senden.
-Dilerim seni dile getirelemeyen her şeyden. Aşka sükunlarımı sererim serimi.
Bir sen’e bir senemi sinemde yaşatırım. Aşk saçlarında saklanırken okşar bulur saçlarının yelleri arasında kalmışlığımız. Şımartırım seni mavi hayallerin ıslanmış yaşanmışlığında.
Aşkın haremindeyim senden başka sevmek haram .Yara sofalarına atmışlar İstanbul şahit. Yara kabukları üstüne üstsüz kalmış üstü alınmamış tutkularını yazarım.
-Gri vuslatın Grek sevinçlerinde çakırkeyfim dolanır sensizliğe
-Bakar ağlarım .




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!