Haydar Güner Şiirleri - Şair Haydar Güner

Haydar Güner

Yağmurun doğurduğu bir çocuktu,
Karadeniz’in puslu kıyılarından
Ankara’nın gecekondu ışıklarına taşındı kalbi.

Sobanın dumanında pişti ekmeği,
paslı çivilerde çarptı yüreği,

Devamını Oku
Haydar Güner

Soğuyordu içimin ateşi
dağ başında bir kar sessizliğiyle.
Parmak uçlarımda pusu,
bir çukur kadar suskun.

Bir fesleğen ürpertisi dolaşıyor

Devamını Oku
Haydar Güner

"Ahmet Arif'e selam durarak başlıyorum şiire"

Nerede bir meşe kavrulsa,
Nerede bir çam çırılçıplak kalsa,
Nerede bir keklik, kor halinde kanat çırpsa,
Oralıyım ben, oralı olmalıyım!

Devamını Oku
Haydar Güner

Gölgesiydin ayın,
rüzgarın unuttuğu kıyıda bir sızı
baktığım her şeyde biraz sen
dokunduğum her şeyde biraz yabancıydım.

Saçların kuşların telaşını taşırdı

Devamını Oku
Haydar Güner

Kendi sesime sağır kaldım.
Kimse çağırmadı beni içimden.
Zaman, bir koridor gibi uzuyordu
ve duvarlarında suskunluk asılıydı.

Ayakkabılarımda biriken toz,

Devamını Oku
Haydar Güner

Önce aç bırakırlar seni,
Sonra sorarlar: “Çaldın mı?”
İş yok, aş yok, gelecek yok…
Ama cebindeki bozuklukları sayar
Adliyede bir memur:
“Lüks yaşıyorsun!” diye.

Devamını Oku
Haydar Güner

Toprak çiğnendi işgalin postalıyla,
emperyalist dişler saplandı Asya’ya, Afrika’ya,
Latin Amerika’nın damarlarına kadar.

Halklar uyandı;
elleri çıplak da olsa

Devamını Oku
Haydar Güner

Sabah dediğin
herkes için güneşle başlar,
benim için
ilaç saatleriyle.

Bir elimde iğne,

Devamını Oku
Haydar Güner

Gün geldi,
sömürgeler ayaklandı.
Asya’da, Afrika’da,
dağlarda, çöllerde
halklar doğruldu.

Devamını Oku
Haydar Güner

Bir zil çalar
ama bu kez
çocukları çağırmaz
içimizde bir yerleri susturur.

Okullar vardı

Devamını Oku