Azrail oğlan dağıtır,
ölüm pazarı kuruludur.
Koyunlar, kasap bıçağına
boyunlarını sürterek yürür.
Kurt puslu havayı sever,
Parmaklık gölgesi düşer duvarlara
Gece, betonun kalbinde çiçek gibi açar
Saat susar — ranzada yankılanır sessizlik
Her tik tak, bir yoldaşın suskunluğu olur bazen
Bir türkü başlar içimizden
Yukarı bakmak yasak.
O yüzden herkes
yere doğru büyür burada.
Bir çocuk resmi vardı duvarda.
Silinmiş.
Kapitalizmin laboratuvarlarında doğdu,
yeşil kuşak diye süslenen haritada.
Afgan dağlarında silah dağıtıldı,
talimatlar CIA masalarında yazıldı.
Taliban’ın ardılı El Kaide,
Bugün yine
aynı yastığa baş koymadık.
Sen öteki koğuşta,
ben avlunun kıyısında...
Geceden eksik, sabahtan uzak.
Yürüyor kadınlar!
Katledilen kız kardeşlerinin kanıyla boyanmış sokaklarda,
failleri aklayan erkek düzenine karşı:
“Bir kişi daha eksilmeyeceğiz!” diyerek yürüyor.
Yürüyor gençler!
Saklamıştım seni
yarısında yakılmış bir mektubun kıyısına.
Ne zaman unutsam
kalbimin içinden sızardın yeniden.
Anlatacak bir şeyim kalmadı artık
ama suskunlukla dolu bir bavul bıraktım sana.
Bir zamanlar önseçim derlerdi
Parti halkla nefes alırdı
Şimdi ise
Kasaya dokunmayanın dosyası bile açılmaz
“Bağış yap” denir, “makbuzla gel”
Yoksa
Kömürleşen dalların altında,
suskunluğa terk edilmiş bir dünya,
yitik seslerin çığlığıdır bu,
geyiklerin son koşusu,
tavşanların korkusu,
sincapların sessizliği.
Doğu Anadolu’nun yüreğinde,
16.34’te kırıldı sessizlik,
Pasinler, sarsıldı derinden,
6.8 büyüklüğünde bir yıkım,
Mercalli’nin şiddetiyle IX,
60 canın sessiz vedası.




-
Aydan Güner Özdemir
Tüm YorumlarŞiirlerinizle tanıştığım gün, kelimelerin kıyısında yeniden doğdum. Her dizenizde Ahmet Arif’in o devrimci nefesini, halkın sesini ve aşkın en katıksız halini buldum. Toprağın derdini, göğün öfkesini, sevdanın ve direnişin şiirini bu kadar içten dokuyabilmek ancak büyük bir kalbe ve usta bir kaleme ...