Uzak değilim — sadece ara yerlerdeyim.
Toprak anlatır sessizliğimi çatlaklarından.
Gökyüzü, paslı bir ayna artık;
Yansıtmaz yüzümü, unuttum sesimi.
Yağmur düşer, ama ıslatmaz beni.
Dağların karnında bir yara saklı,
Her sabah kanar usulca, sessizce.
Güneş bile dokunmaz o yaraya,
Gölgeler üşüşür, gölgeler ağlar.
Bir kuş uçar, kanadında hürriyet;
Bir gün,
yeryüzü rengini unutmaya başladı:
toprak nemini,
rüzgâr yönünü,
ve insanlar birbirini.
Kimse duymadı
ilk çatlağımızı.
Zemheride kırılan dallar gibi
gürültüsüz düştük toprağa.
İçimizde
Sokaklardan geçerken
Adını bilmediğim bir serçeye denk geliyorum
Hep aynı saatte, aynı direğin ucunda
Bilmiyorum neden
Ama bana benzediğini çok hissediyorum
Ulus devletlerin gölgeleri silinirken,
sermayenin tek pazarı sardı dünyayı.
Bir ağızdan bağırdı ideologlar:
“Tarihin sonu geldi, sınıflar yok artık.”
Ama sokak biliyor:
Şimdi…
burjuvazinin ulusa ihtiyacı yok,
tek vatanı sermaye,
tek bayrağı dolar.
Ulus devletleri çöpe attılar,
Bir vakit,
ellerimin arasına sığdı dünyanın bütün sessizliği.
Bir çığlık bastım kendime,
duymasınlar diye seni.
O günden beri
Gecenin koynunda kaybolmuş şehirler gibi
yürürüm adım adım kendi sokaklarımda.
Her taş, suskun bir yara taşır,
her gölge, yarım kalmış bir türkünün yankısıdır.
Bir yanda kırık umutlar,
Bir keramet gibi yürürdü
geceyle sabah arasında.
Hiçbir haritaya ait değildi,
ama her yönü bilir gibi bakardı.
Sesinde taş vardı,
gülüşünde yasak.




-
Aydan Güner Özdemir
Tüm YorumlarŞiirlerinizle tanıştığım gün, kelimelerin kıyısında yeniden doğdum. Her dizenizde Ahmet Arif’in o devrimci nefesini, halkın sesini ve aşkın en katıksız halini buldum. Toprağın derdini, göğün öfkesini, sevdanın ve direnişin şiirini bu kadar içten dokuyabilmek ancak büyük bir kalbe ve usta bir kaleme ...