Haydar Güner Şiirleri - Şair Haydar Güner

Haydar Güner

Duru bir sabaha benziyordu gelişin.
Ne göze çarpıyordu
ne de saklanıyordu.

Bir bakış geçti gözlerimden —
hafif, eğreti, telaşsız.

Devamını Oku
Haydar Güner

(Siyasetin sustuğu, kalemlerin konuştuğu çağda)

Korku nöbetine tutulmuş gibiydiler
Ekranlarda nutuk atanlar
Bir çocuğun açlıktan öldüğü habere
Sadece gözlerini kaçırarak cevap verdiler.

Devamını Oku
Haydar Güner

Zamanın kıyısında,
adını anmadığım bir akşam
düşer gölgeler,
bir yıldız gibi kırılır gece.
Göğsümde sessizlikler birikir,
suskunlukla sarılır kalbim.

Devamını Oku
Haydar Güner

Şehrin ışıkları söndü,
rüzgâr yüzüme dokunmaz artık.
Ama ben yürürüm,
sessizliğin kucağında.

Her adım

Devamını Oku
Haydar Güner

Bana bir ses verdin,
sustukça çoğalan.
Ne vakit kendimi arasam
senin susuşunla karşılaştım.

Bir harf eksikti adında

Devamını Oku
Haydar Güner

Paslı zincirlerden sarkıyor gökyüzü,
çürük baharların kokusu sinmiş rüzgâra.
Bir zaman özgürlük diye bağıranlar,
şimdi halkın ekmeğini satıyor pazarlarda.

Sermaye büyürken kanla,

Devamını Oku
Haydar Güner

Bir sabah denizle göz göze geldim,
Köpüklerin dilinde Devrim Türkülerini dinledim,
Maltepe'nin dik yokuşlarında Cevahir'in son nefesini,
Kızıldere'nin karlı toprağında Cihan'ın kanını gördüm...

Taksim'e gidemedim o 1 Mayıs sabahı,

Devamını Oku
Haydar Güner

Tarih bunalımların diliyle konuştu;
her savaşın ardında aç bir canavar belirdi.
Pazar için kan döken eller,
yeryüzünün üçte birini kaybettiğinde
kızıl ufuk doğdu,
işçilerin bayrağı yükseldi.

Devamını Oku
Haydar Güner

Bir pankart açıldı
rüzgârın bile okumaya çekindiği
bir cümle gibi durdu gökyüzünün altında:

“Bir çocuktan bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz.”

Devamını Oku
Haydar Güner

Boğazında büyüyen,
ama bir türlü çıkamayan o kelimeyi biliyorum.
Yutkundukça şekil değiştiriyor:
önce sızı,
sonra yara oluyor.

Devamını Oku