Gittikçe gitmeyen çoğul aydınlığım,
Kara sevdam,
Gönlüme düştün düşeli
Ses vermez oldu yalnızlığım.
Yollara bir sor
Adı konmuş mudur bu ayrılığın?
İstanbul’umun her sokağı
Ağacı, taşı toprağı altın değil
Aşk bundan gayrı
Gökyüzündeki bulut sana benziyor
Yerdeki karınca çiçek götürüyor sevdiğine
Yorgun bakıyordu gözlerin,
Ürkek, sessiz...
Acıyı saklamakta usta,
Söylemekte dilsiz...
Ellerin yavru bir ceylan,
Evden kaçmış bir bulutum
İstanbul semalarında
İllegal yağmurlar biriktiriyorum yalnızlığımda
Ve düşmek için yeryüzüne
Gözlerini bekliyorum karanlığımda
Bir değil
bin şiir yazıldı onlara
Şarkılar söylendi,
ağıtlar yakıldı.
Ben ise
Yüreğimdeki Deniz'e bastım acımı,
Kuşlar da gitti, en başındayım yine o yokuşun
Yaralıyım, bak, yalnızlığımdan vuruldum
Sustum, sessizliğimi dinliyorum nicedir
Bitmeyen bir şarkı dudaklarımdan düştü düşecek
Aşk da gitti, en dibindeyim şimdi uçurumumun…
Yıldızlı bir geceyi kaçırdık bugün
Dolunayı kandırarak...
Bize ondan daha çok yakışacağını
İkimiz de biliyorduk.
Kızkulesi öyküsünü anlattı
Bazen
Bir umuttur yaşamak
Barışı hayal edip
Sessizce
Göğe bakarak...
Gideceksiniz elbet sevgili
Martılar da gidecek sizinle
Sonbahar hüznünü dökecek
Ertelenecek yarım sevgiler de…
Bir yalnızlık çöreklenecek şuracığıma




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!