Sen şimdi
Küllenmemiş bir aşkın tam göbeğinde
Duruyorsun işte
Aynı hüzünle
Her şey nasıl da büyülü
Bilmiyorum,
nereye kadar böyle gidecek?
Bu gün batımları, bu dolunay
Bu sahil, bu martılar
Bu iskele, bu deniz,
Ne zaman kursağımdan geçecek?
Yüzlerce sütun arasında
seni aradım.
Seni düşündüm
yüzüme vuran
her ışık huzmesinde...
Tavandan
Hani gittin ya,
Her şey renksiz,
Her yer anlamsız şimdi...
Elini tuttuğum elim öksüz,
Göğsüne dayadığım başım ıssız...
Kimsesiz bir akşamı adımlıyorum
Sus pus olmuş
bir aşkım şimdi
Utanıyorum
yüreğimdeki yağmurlardan
Rüzgarlar
çığlığımı taşıyor okyanuslara
Bir kişi gidince bir kent bu kadar mı eksilirmiş?
Bu kadar ıssız mıymış bu sokaklar?
Buralarda bir yerlerde yüreğim olacaktı
Ruhumun diğer yarısı da yok ortalarda
Kentimin tüm balonlarını uçurmuşlar
Tüm yıldızlar başka diyarlara göç etmiş
Çünkü sen varken
Anlamlıydı her şey
Bu gökyüzü, bu bulut
Her sabah içime doğan umut
Martı çığlıkları, gün batımları
İncecik süzülen hilal
Babamı gördüm dün gece rüyamda...
Yıllardan sonra ilk kez...
Uyandım ve uyuyamadım bir daha...
Sonra kalktım yataktan.
Giyinip sahile indim.
Martılar sabahın ilk ışıklarıyla sessizce süzülüyorlardı gökyüzünde.
Ben şiirler yazardım sana
satırlarından aşk damlayan...
Şarkılardan fallar tutardım.
Uzakları yakın yapar,
bir çırpıda aşardım mesafeleri.
Ben sende olanı
Belki de sessizlikti sensizlik
Yalnızlıktı
Bakıp bakıp bulamamaktı aradığını
Kaçmaktı kalabalık eden her şeyden
Susmaktı çaresizce yokluğuna
İçindekileri biriktirip biriktirip




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!