Yüzlerce sütun arasında
seni aradım.
Seni düşündüm
yüzüme vuran
her ışık huzmesinde...
Tavandan
Hani gittin ya,
Her şey renksiz,
Her yer anlamsız şimdi...
Elini tuttuğum elim öksüz,
Göğsüne dayadığım başım ıssız...
Kimsesiz bir akşamı adımlıyorum
Sus pus olmuş
bir aşkım şimdi
Utanıyorum
yüreğimdeki yağmurlardan
Rüzgarlar
çığlığımı taşıyor okyanuslara
Bir kişi gidince bir kent bu kadar mı eksilirmiş?
Bu kadar ıssız mıymış bu sokaklar?
Buralarda bir yerlerde yüreğim olacaktı
Ruhumun diğer yarısı da yok ortalarda
Kentimin tüm balonlarını uçurmuşlar
Tüm yıldızlar başka diyarlara göç etmiş
Babamı gördüm dün gece rüyamda...
Yıllardan sonra ilk kez...
Uyandım ve uyuyamadım bir daha...
Sonra kalktım yataktan.
Giyinip sahile indim.
Martılar sabahın ilk ışıklarıyla sessizce süzülüyorlardı gökyüzünde.
Ben şiirler yazardım sana
satırlarından aşk damlayan...
Şarkılardan fallar tutardım.
Uzakları yakın yapar,
bir çırpıda aşardım mesafeleri.
Ben sende olanı
Belki de sessizlikti sensizlik
Yalnızlıktı
Bakıp bakıp bulamamaktı aradığını
Kaçmaktı kalabalık eden her şeyden
Susmaktı çaresizce yokluğuna
İçindekileri biriktirip biriktirip
Serseri bir mayınım şimdi ıslak yalnızlığımda...
Rehin kaldım yüreğinin kör kuytularında...
Beni bul,
beni vur,
yokluğunda ölüm var.
Sen yine de bekleme baharı...
Bak, Eylül de geldi
Geç kalınmışlıkların ayı...
Bırak tüm yaşanmışlıkları
Sakla anılarını sandıklara
Yalnızlığını unut.
Seni sevmek
Başı sonu belli
Kendini emanet edecek kadar güvenli
Ve çok keyifli sevgilim
Sen hayatımı bağladığım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!