Bağbozumunu atlattım sonunda
sessiz sedasız…
Yokluğunun yamacında
yalnızlık türküsüyle yıkandı yüreğim…
Geldiğim yollarda sevdaya rastlamasam da
Pişman olmadım
Yüreğim kör bir kuyuya düşmüş
Yüreğim uçurum…
Yokluğunun zehir zemberek yalnızlığında
Kanamaktan yorgunum.
Bir kan davasının son durağında sensizliğim
Sana bir demet gökkuşağı getirmek istiyordum, olmadı
Bir dilim ayışığı, bir parça umut...
Sessiz bir acı belki çok eskilerden kalan
Oyalı bir çeyiz sandığının hüznünü bir de.
Oysa sen bana geldiğinde bir avuç sevda vardı gözlerinde
Say ki, dipsiz bir kuyu burası...
Say ki, düştün çıkamıyorsun.
Üstelik el uzatacak hiç kimsen de yok.
Yalnızlığın ve sen,
Mutlu, mesut yaşıyorken üstelik...
Kuşların göç etmediği bir iklimdeyim.
Güneşin hiç batmadığı...
Yıldızsız bir gökyüzünün altında,
Maviliklerin son durağında,
Umuda sürüklüyorum ayaklarımı...
İnatla inanmak istiyorum
Seni özlemenin
şiirini yazıyorum şimdi...
Seni sevmenin
güzelliğini topluyorum
gün batımlarından...
Sevdan bir tutam gül yaprağı
Uykun uykuma karışıyor
Ve ben ne acıdır ki,
seni düşünüyorum yine
Yalnızlığımın tavan yaptığı
Uykulu saatlerde...
Sen "İyi geceler" demediğin için
İyi geçmeyen gecelerim vardı benim...
Görmeyince yaşanmamış saydığım günlerim...
Sesini duymayınca aydınlanmayan sabahlarım...
Sen tutmadığın için ısınmayan ellerim...
Bakmadığın için görmeyen gözlerim...
Bir kumru
gelip öptü alnımdan,
Sana uyandım.
Nehirler
akıp gitti yüreğimden...
Uzaklarda
Şimdi sustuk ya birbirimize
Gün de batmadı sonra göğümüzde
Yokluğumuza martılar küstü
Bulutların ahı yağdı üzerimize
Ellerimiz bak, nasıl da buz...
Biz şimdi sus pus olduk ya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!