Babam...
Sana bu satırları yazarken
içimde hâlâ o küçük kız var.
Hani senin elini tutan,
yanında yürürken dünyadan
hiç korkmayan o kız.
Hayat...
Çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz.
En büyük derslerini sessizlikte verir,
ve biz... genellikle çok geç anlarız.
Düşerken değil,
düştüğün yerde uzun süre sessiz kalınca büyürsün.
Bana "Kendine dikkat et" deyip gittin ya hani,
Ben seninle tüketmişim zaten dikkati de, o saf sevgiyi de...
Şimdi arkandan yas tutacak değilim sevgili,
Merak etme;
Yokluğunda karalar bağlayıp değerini artırmam senin,
Gittiğin gün vurdum etiketine en büyük indirimi.
Hoş Geldin Ruhumun Sızısı
Uzun ve yorucu yollardan geçip geldin, hoş geldin beyefendi...
İçimde kopan bu zarif telaşı, bu ani baharı
Sana hangi kelimelerle fısıldasam inan bilmiyorum.
Seni ağırlayacak saraylarım, süslü salonlarım yok benim,
Gönlüm fukara, odalarım vakit kadar dar aslında.
Şimdi hangi sokağına sığınsam bu şehrin,
Ayak izlerimiz çıkıyor karşıma.
Biz seninle her şeyi tüketip ayrıldık, biliyorum.
Cümleleri yorduk, hikayeyi yarım bıraktık;
Birbirimizin canını acıta acıta kapattık o eski defteri.
Artık ne senin bana dönecek yüzün var,
İşte Gidiyorum...
Ne yangınlar söndürdü bu mağrur yürek,
Fırtınayı koynuma doldurup gidiyorum.
Varsın gece zifiri, yollar hep sisli olsun;
Kendimi, kendime emanet ettim gidiyorum.
Dünya çok ağır geliyor bu ince kalbime.
Bakışların o kadar uzak ki, mesafe yollarla ölçülmüyor artık.
Aynı gökyüzünün altında, iki ayrı uçurum gibi duruyoruz.
Ah benim kalbini zırh yapmış, sevmeyi bir savaş sanan mağrur sevgilim...
Diz çöktürdüm bütün feryatlarıma, bir mabet oldu içimdeki bu suskunluk.
Soluğumun kesildiği,
Ceketimin düğmelerini ilikleyecek mecali bulamadığım o an var ya;
Bitti sandığın anlar vardır,
Nefes bile ağır gelir insana.
Sanki göğsünün üzerine koca bir dünya yıkılmış gibi, taşıyamazsın o yükü.
Ama insan tam vazgeçecekken,
Umut sessizce çalar kapıyı.
Kimseler duymaz o sesi,
Ben bu hırçın ömrün en deli fırtınalarını senin kalbinde dindirdim.
Hepsi senin o ince gülüşünün kıyısında birer birer dize geldi.
Meğer ömrümün en bereketli baharı,
Senin o zarif kalbinin kıyılarında saklıymış.
Sen benim için,
Şu yalancı dünyanın ortasında tutunacak tek doğrusun.
Sen ardına bakmadan gittikten sonra anladım,
Bir insanın yokluğu, varlığından daha çok yer kaplıyormuş hayatında.
İçimde bir boşluk değil,
Ucu bucağı olmayan bir uçurum bıraktın.
Şimdi nereye baksam her yanım sensizlik...
Her gece aynı acımasız soru dönüp duruyor kafamda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!