Bakıp geçme taşıma, ey Muhammet ümmeti-
Yaşarken içemedim fatihadan şerbeti,
Şimdi bir ah çekip de nefsimden bir intikam-
Kanımla abdest alır, aşarım bu zulmeti !
Evrende ateş akan, canlar yakan seller var,
Bir kuru ekmek için cihanda yol alırken-
Sofraları şükürsüz ahkâm ile seçeriz!
Bir doyumluk ikrâma iki kat eğilirken,
Ömür boyu besleyen Allah’ı es geçeriz.
Karşı köyde karmaşa töreler iz sürüyor,
Bir kız elinde çıra' çığlık mı atıyor ne,
Mahşeri kalabalık ona pusu kuruyor,
Atıyor ins öğüten kirli değirmenine.
Seher vakti gözlerden âh ile yaş akıyor,
Aşk vatanında şehidim mezarım kalabalık,
Aşksız yaşayan kalpsizdir, ölüsü beş paralık,
Bedenimden çek bir kemik uzat usta başına,
İsrafil’e bir ney yapsın tez üflesin babalık.
Ey gül yanak çoban kız biçare koyup gittin,
Gamzen oku eritti bıraktın iğne iplik,
Ne bir kılavuz seçtin ne de bir iz belirttin,
Kimsesiz bu âşık'a beklenirdi sahiplik.
Koşturdum aşk yolunda yoruldu bileklerim,
Ben dünyaya kadeh ile şarap ile bakarım,
Kadeh benim gözlüğümdür, şarap ile yıkarım,
Canlıyı ölü görürüm, ölüyü uyuyan dost,
Dostuma içimi döker saatlerce ağlarım.
Koyu dost' sade kahve' bırakmaz ser'de keder,
Fincan, insan kalbini evrende temsil eder,
Üstünde rayıhalar, âhenkler yarışırken,
Altında telve yatar gönüle eşsiz yönder.
Hadi' çık da gel dostum, fer ile şer ezelim,
Evrende zuhur eden varlıklar ve isimler,
Gizli bir kader ile birbirine bağlıdır,
Kayan yıldızlar ile şaşırmayan mevsimler,
Bu muazzam döngüde ezelden sıralıdır.
Özünden belirlenmiş bir desenin içinde,
Ruhumu sorguladım sen de bir ant mı içsen,
Yalnız kalpler çözemez semâlardan geleni,
Teçhizini kuşanıp kalbimde bir gezinsen,
Hep yanında taşırsın bu kutsal merdiveni.
Sevda kuşu çırpar mı bana kanat hususen,
Sakın kibirlenme sonuca bir bak
Şeytanı doğurdu, alevden kaltak
Adem’e sarığı, giydiği donu
Tevâzu içinde üretti toprak




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!