İçim metruk bir şehir
Ben bile yabancı
Her gün girip çıkıyorum
İçim hancı ben yolcu.
Her caddesi elem
İnim inim inledim
Sevdanın amansız ağında
Bin defa tuttum
Uzanan vefasız elleri
Her seferinde zulüm etti
Kadir kıymet bilmedi
Dertler içilir azar azar
Mezarcı çukuru derin kazar
Gelirsin yaşamın sonuna
Giyersin kefeni sırtına
Çoluk çocuk mal peşinde
Dertlenme ey gönül
Biter günün birinde
Arşı titretir çığlıkların
Sen çile çekende
Mazlumun ahı çıkar
Sürgün gecelerin
Koynunda savruldu acılarımız
Savaş alanı gibiydi yaşadıklarımız
İkimiz de sarsıldık bu hüznün içinde
Karabasan gibi boğazımıza çöken
Kâbus geceleri istemezdik elbette
Değmeyecek kişilere değer veriyoruz
Özümüzü ömrümüzü tüketiyoruz
Adam yerine koyup dinliyoruz
Değerli vaktimizi harcıyoruz boş yere
Sonra da uğraşıyoruz kaprisleriyle
Müstehaktır her şey bize.
Keşkelerle geçen ömrüm
Son bir şans daha istiyor
Alın yazısı denilen kader
Tutsaklığa mahkûm ediyor
Yalnızlıktan viran olan yüreğim
İç dünyamda huzur olsun yeter
İster sevdiğim yer, ister sevildiğim yer
Ne fark eder.
7 Mayıs 2013
Acılar burgacında savruldum ordan oraya
Yem oldum hayat okulunda kurda kuşa
Gözyaşlarıyla akıp gitti hayâllerim
Kâbuslar içinde hüzne boyandı düşlerim
Ne fark eder ki dönsem çocukluğuma.
Gurbette yaşamak da varmış kaderde
Nefes alınmıyor başka bir ülkede
Hasret birikti içimde yığın yığın
Burası benim değil yaşadığım yer
Yaşıyorum işte öylesine
Buna yaşamak denirse.




-
Mustafa Yılmaz
Tüm YorumlarSağlıkla geçecek uzun yıllar dilerim.
Mustafa yılmaz