Mahkumsun esaretteki yüreğe
Bırakıp gidemezsin
Başka bir yere
Paralarsın kendini
Sevdan yaşasın diye
Yaşanmamış hayatlar, yarım kalan aşklar
Beklenen yolcular, bitmeyen umutlar
Çekilen çileler, horlanan canlar
En nihayet sabır patlaması, aklın firarı
Ve sokaklarda aranan geçmiş yıllar...
Eğilme sevdiğim dik tut başını
Zehretme kendine tatlı aşını
Ellere kızıp da çatma kaşını
Kahırlanma, bu can bu beden senin.
Bütün emeklerin heba olsa da
Feraset olsaydı bırakıp gidende
Görürdü bıraktığı enkazı herhalde
Ağlasan da sızlasan da çare yok
Yaşayacaksın alnına yazılan kaderi
Hep böyle kahpece bu feleğin işi.
Sevgi bile,
Sessiz çığlık oldu içimizde
Anlamıyor bizi hiç kimse.
Sevdiğini görünce başka ellerde
Kahrından ölürsün
Gidenler dönmüyor
Bunu bilmiyor musun
Ve bunca zaman
Umutla bekliyor musun
Yıllarca ben de bekledim
Hasbelkader varız biz bu dünyada
Seçme hakkı yoktu kalu belada
Katar katar çilelerle yaşadık
Musalla taşına yattık sonunda.
4 Şubat 2017
Yaşamın bir devresinde
Kanadı yüreklerimiz
Sevda uğruna
Olmadık acılar yaşadık biz
Gözü yaşlı bir dönem
Bıraktık geride
Unutulmaya mahkumsa gidenler
Kanunsa bu eğer
Bunca dizeler, bunca şiirler
Neden yazılır
Vuslatı bekleyenler, kanayan yürekler
Bir yaprak daha düştü
Gönül sayfasından
Hazan yaprağının
Düştüğü gibi daldan
Sararıp soldu günden güne




-
Mustafa Yılmaz
Tüm YorumlarSağlıkla geçecek uzun yıllar dilerim.
Mustafa yılmaz