Sevdi, inkâr etmedim yâr, sevdi coşmuş dillerim,
Bil ki sevdâ yüklü bahçem, orda açmış güllerim.
Bir alevden hâle sarmış, sarmalar kâküllerim,
Esti, çılgın yellerinden, savrulur bak küllerim...
(Fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lâ tün / fâ i lün)
Üçüz kardeş gibi dizilmiş
Soru işaretleri...
Kulakları açılmış, bekliyorlar...
Gözleri sanki faltaşı...
Sessiz sorular soruyorlar,
Issız gecelerde her taraf sessiz,
Bir çıt bile yok, sokaklar ıssız.
Suskunsa dillerim, sanmayın hissiz,
Sebebi acıdır, insanlar kalpsiz...
Bir gün gülse yüzüm, iki gün ağlar,
Titriyor anılarda iki damla yaş,
Göğsüme usulca yaslanan o baş,
Sarı saçlarını süslerdi tüller,
Güzel ellerinde o pembe güller.
Ürkek ceylan gibi gelir, kaçardı,
O gece kapkaranlık kumsalda
Dolaşırken tek başıma,
Rüzgârlara açtım bağrımı
Kalbimdeki ateşi söndürsün diye.
Alevlendirdi oysa rüzgârlar.
Hasretinle inleyerek
Senin gönlünde
Ne çabuk değişiyor mevsimler,
Güneşinle iliklerime kadar ısıtıyorken
Buz tutturuyorsun birden...
Hüzün mevsimine döndürüp kalbimi
Kırıveriyorsun paramparça...
KARGALAR...
Güneşli bir nisan günü...Saat on ikiye doğru, dışardan canhıraş kuş çığlıklarıyla pencereye gittiğimde, onlarca karganın bağrışarak uçuştuklarını gördüm. Apartmanların en tepesine konanlar da hem bağırıyor, hem de aynı istikâmete, aşağı bahçeye bakıyorlardı. Siperlere dizilmiş askerler gibiydiler. Tek farkları, hepsinin bir ağızdan düzensiz bağrışmalarıydı.
Bahçede bir karga, nasıl olduysa, naylon bir askının kanca gibi olan yerine boynunu sıkıştırmış, uçamıyor, biraz havalanıyor, bahçeye düşüyordu. Apartman görevlisi bahçeye koştu, kovalayıp yakaladı. En nihayet boynundan askıyı çıkardı. Karga hemen havalanıp, diğerlerinin yanına gitti. Bağrışmalar gitgide azaldı. Ve ürkütücü sesler dindi.
Gecelerin kanatlı salıncakları
Uçurur rüyâlardan rüyâlara...
Ruhum kollarında bulur huzur,
Giderim sonsuz bulutlara...
Kapatıp gözlerimi,
Kanatlanmış kuşlar gibi hür,
GÜVERTEDEKİ HAYÂLLER…
Usul usul yağıyordu yağmur…Gemi, dingin denizin üstünde sessizce yol alıyordu. Bir gün önce gülümseyen, göz kırpan yıldızlar, bulutların ardına saklanmışlardı…
Uzun bir yolculuktu… Kamaralarında kâh uzanıyorlar, kâh kitap okuyorlardı. Kocasının aksine bir sessizliğe bürünmüştü kadın. El ayak çekilince sırtına şalını alıyor, güverteye çıkıp temiz havayı ciğerlerine çekiyordu… Nedenini bilmeksizin nefessiz kalıyordu sanki… Çıkıp usulca bir köşeye ilişiyor, hayâller kuruyordu… Her yıldız bir ilhamdı ona… Tek tek, uzun uzun seyrediyor, hayâllere dalıyordu. O kadar çok hayâl kuruyordu ki, elle tutulacak olsa bütün güverte hayâlleriyle dolup taşardı…
Işıl ışıl yıldızlar bu gece görünmüyorlardı…Yağmur git gide hızlandı. Yağmuru çok severdi. Islanmayı… Damlaları yüzünde hissetmeyi… Gözlerini kapayıp, gökyüzüne çevirdi yüzünü…
Senin gönlün ne büyükmüş sevdiğim,
Gönül bahçen açıverir rengârenk,
Menekşeler, güller, şen yaseminler,
Hepsi de birbirinden kıymetli...
Ekilip kök salmışlar bahçende,
Kök salmışlar, vazgeçemezsin hiç birinden...




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...