Süzüldü kuşlar gibi yalnızlığım,
Süzüldü bulutlara kanat çırparak,
Issız dağların doruklarında konakladı sessizce...
Sessizlik döküldü gönül ovalarına
Çisil çisil,
Sana susuzluğum arttıkça...
Bir atlı görünüyor ufuk çizgisinde,
Nokta gibi görünüyor uzaktan
Diz boyu tarlalarda başakların
Sapsarı saçlarını tarıyor rüzgar
Eğiliyorlar sağa sola
Havaya yükseliyor ekin kokusu...
Bir denizdin fırtınalı...Çalkantılar içinde...
Çok daha fırtınalı okyanuslardı vücuda getirenler seni...
Hiç okşanmamıştı başın.
Dalgaların haşindi. Öyle bilmiş, öyle görmüştün.
Küçücük bir kayıktım ben. Salıverdiler sana beni...
Açar menekşeler mor akşamlarda,
Sen kokardı burcu burcu sokaklar,
Bak, yine ordayım saçımda aklar,
Dökülen güllerde hasretin saklı.
Gözgöze gelince dönerdi başım,
Gözlerinde gülüşüm,
Saçlarıma dolaşmış kahkahaların,
Parmak uçlarında gözyaşlarım var...
Artık kurumuş...
Sesin sevgi şarkıları,
Bir Peridir Kadıköy, süslü, telli, duvaklı,
O güzel yüreğinde sevgiler, sırlar saklı.
Erenköy'de çiçekli elbiseyle dolanır,
Moda'ya gider deniz kenarına uzanır.
F Fesleğenler kokardı açık pencerelerden,
İ İnciler dökülürdü gülüşlerinden...
G Güller açardı saklı bahçelerde,
E Elma baharları kokardı,
N Ne zaman gözleri dalsa, mahzun bakardı...
Loş pencereme uzanmış bir gün ışığı,
Bir kuş cıvıltısı sessiz bahçemde.
İki tık tık ahşap kapımda beklenmeyen,
Kim ki böyle sabah erken?
Bu gülen gözler bana mı?
Dalgaların kıyıları dövdüğü
O ıssız kumsalda olsun mezarım.
Sakın başucuma gelip hıçkırma,
Rüzgâr ninni söylesin
Uyutsun beni...
Gelip mezarıma bir çiçek koyma,
HAYÂL PENCERESİ
Bulutlar kayıp giderken, onlara bir an gözlerinizle tutunup, gönlünüzle takılıp da sürüklendiğiniz oldu mu? Bulutların arasından sessizce süzülen kuşlar gibi kayıp gittiniz mi bir yerlere… Unuttuğunuz, yıllarca hiç düşünmediğiniz geçmiş günlerdeki bir anıya sisler arasından dalıverdiniz mi hiç?
Sâdi Bey, eski köşkün üst katındaki odasının penceresinden İstanbul’un ufuklarına bakarken düşünüyordu. Senelerce hep aynı yerde oturur, bulutları seyreder, yorgun yüreğinin sızılarını dinlerdi. Gözlerini kapatır, ağaçların hışırtıları, ağustos böceklerinin sesine karışır, yıllarca âşina olduğu hanımeli, çam ve ıhlamur ağaçlarının kokusunu içine çeker, eski hâtıralarının arasına gömülürdü.
Eski günlere öylesine dalardı ki, bir müddet sonra kendine geldiği zaman, bitkin, gözlerinde târifsiz başka bir pırıltıyla, uzun, yorucu ama mutlu bir yolculuktan dönmüş gibi olurdu. Hemen toparlanamaz, bir zaman gözleri dalardı. Dudağının kenarında bazen acı, bazen buruk, gülmekle ağlamak arası bir çizgi belirirdi. Her zaman yaptığı gibi, farkında olmadan gür kaşlarını çekiştirirdi. Sonra önündeki yuvarlak, küçük masayı, parmaklarıyla birkaç kere tempo tutar gibi tıkırdatırdı. Yerinden biraz zorlanarak doğrulur, kitap raflarına elini sürerek bir kitabı alır, sayfaların arasındaki solmuş bir fotoğrafa sevgiyle, acıyla bakar, tekrar yerine koyardı.




-
Hüseyin Erdoğan
-
Halenur Kor
Tüm YorumlarŞiirleriniz sevgi dolu duygulu biz okuyucularınızın gönül tellerini titretiyor gönül bahçelerinde rengarenk bahar açıyor ateşe veriyor gönül ovalarımızı sevgi seli olup basıyor Kuylutyorum
ABDÜLHAK HAMİT’İN ŞİİR TANIMI:
İnsan, bazı kerre, hatırına gelen bir hayali tanıyamaz, o kadar güzeldir.
Zihninde uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir.
Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahud pek karanlık bir şey söyler, ...