Alçalıp yükseliyordu deniz.
Dudaklarında,
Kuruyup kalmış bir damla tuz;
Gözlerinde erimiş mavisi,
Ne güzeldir
Gözyaşları içinde
Yâd edilen
O mümtaz...
Eli öpülesi insan...
Unuturmuş insan
Hiç yaşamamışçasına onca şeyi
Boş kalan kollarda ağırlığınca
Geçmiş güzel günleri.
Dönmez olur dil
Aşkı seninle tatmadan,
Ruhunda bir iz bırakmadan,
Ateşlerde yanmadan
Çekip gitmem buralardan.
Bahçende dolaşmadan,
Sevgilim, ay yüzlüm, meleğim,
Bir ummana vardım ki
Nefesin bahar meltemine eşdeğer.
Gözlerin cennetin tüm katlarını hapseder.
Ellerinde filizlenir güller, nergisler…
Elinde beyaz tebeşir,
Geldi durdu kara tahtanın önünde.
Gözlerinden yalımlar saçıyordu.
Savaş meydanlarının has başbuğu
Cehalete savaş açıyordu.
Rüzgâr diniyor…
Yoncalar boyun eğiyor…
Ben ise ayakta kalıyorum,
Boş ellerimle.
Bahçemdeki kiraz ağacı henüz çiçeğe durmadan
Dediler oynaşına varmış azmak kertmesi Nigar
Evliydi oysa, bırakıp iki evladını ortada
O da anasının yolunda; hayret hem de o yaşta!
Dayanamamış yalnızlığa zaar.
Bahar gelir gözlerinin rengine
Sevdadan mı diye sorar aşıklar
Susar yankısı kalmış ateş
Bahar gelir gözlerinin rengine.
Sevdadan mı diye bakar aşıklar
Bulut girmiş araya,
Dedim, efendim gelmiş.
Varam dedim divana,
Hâlim nedir, sual etmiş.
Döndüm kuru kamışa.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!