GÜZEL GÜNLER DURURKEN
Bana neden bu kadar acı verdin
güzel günler dururken?
Bizim önümüzde
daha yaşanmamış baharlar vardı,
birlikte içilecek çaylar,
aynı masada susarken bile
birbirimizi anlayacağımız akşamlar vardı.
Sen neden
güzelliklerin içinden
acıyı seçtin?
Ben sana
kalbimin en temiz yerini açmıştım.
Kırılmasın diye
sözlerimi bile dikkatli söylemiştim.
Sen ise
en çok güvendiğim yerden
vurdun beni.
Bana neden
bu kadar acı verdin?
Güzel günler dururken
neden gözyaşlarını bıraktın avuçlarıma?
Neden
birlikte gülebilecekken
beni gecelerin sessizliğine mahkûm ettin?
Ben senden
bir mucize istemedim.
Bir ömür boyunca
hiç üzülmeyelim demedim.
Sadece
yanımda kalmanı istedim.
Bir gün kötü olduğumda
“Ben buradayım” demeni,
düştüğümde elimden tutmanı,
kimse beni anlamadığında
senin anlamanı istedim.
Çok mu şey istedim?
Meğer insan
en çok güvendiği kişiden
en ağır yarayı alıyormuş.
Şimdi geceleri
kendi kendime soruyorum:
“Bütün bunlar
neden yaşandı?”
Cevabını bulamıyorum.
Belki sen değiştin,
belki ben seni
olduğundan daha güzel gördüm.
Belki de
aşk dediğimiz şey
iki insanın aynı yere bakması değil,
aynı yere bakacağına inanmakmış.
Ben inandım.
Hem de sonuna kadar.
Seninle
yarınları düşündüm.
Bir evin penceresinden
aynı yağmuru seyretmeyi,
soğuk bir gecede
aynı battaniyenin altında
hayaller kurmayı düşündüm.
Sen ise
hayallerimin ortasında
kapıyı çekip gittin.
Şimdi o kapının sesi
hâlâ kulağımda.
Gidişin
birkaç saniye sürdü belki,
ama bende bıraktığı boşluk
kaç ömür sürer bilmiyorum.
Bana neden
bu kadar acı verdin?
Güzel günler dururken
neden sevgimizi
bir savaş alanına çevirdin?
Ben senin düşmanın değildim.
Ben seni seven insandım.
Sana karşı
silahım bile yoktu.
Tek savunmam
sana olan sevgimdi.
Sen de
en zayıf yerimden vurdun.
Şimdi kalbimde
kimsenin görmediği yaralar var.
Gülüyorum bazen,
kimse anlamasın diye.
“İyiyim” diyorum,
kimse sormasın diye.
Ama geceleri
her şey susunca
içimdeki gerçek
yeniden konuşuyor.
Ve o gerçek
hep seni söylüyor.
Ne kadar unutmaya çalışsam
o kadar çoğalıyor hatıraların.
Bir şarkı çalıyor,
sen.
Bir koku geliyor,
sen.
Bir sokaktan geçiyorum,
sen.
Bir çift göz görüyorum,
seni arıyor kalbim.
İnsan
kendisine acı veren birini
neden hâlâ özler?
Ben bunu
senden sonra öğrendim.
Bazen kızıyorum sana.
“Keşke hiç tanımasaydım” diyorum.
Sonra birlikte güldüğümüz
o güzel günler geliyor aklıma.
Ve susuyorum.
Çünkü insan
kötü sonu yüzünden
güzel başlangıcı inkâr edemiyor.
Bizim de
güzel günlerimiz vardı.
Gerçekti onlar.
En azından
benim için gerçekti.
Şimdi senden
ne bir söz bekliyorum
ne de geri dönmeni.
Sadece bir gün
kendi kendine sor:
“Ben onu neden bu kadar kırdım?”
Belki o zaman
benim gecelerimi anlarsın.
Belki o zaman
sessizliğin de
bir çığlık olduğunu öğrenirsin.
Ben sana
güzel günler bırakmak istemiştim.
Sen bana
acı hatıralar bıraktın.
Ben sana
kalbimi verdim.
Sen bana
yarım kalmış bir hikâye bıraktın.
Ama bil ki...
Bir gün
bu acı da geçecek.
Belki seni unutmayacağım,
ama seni hatırladığımda
canım yanmayacak.
Bir gün
adını duyduğumda
kalbim yerinden çıkmayacak.
Bir gün
seninle ilgili her şey
sadece geçmiş zaman olacak.
Ve ben
geriye dönüp baktığımda
şunu söyleyeceğim:
“Ben onu çok sevdim.
Ama kendimi
onun yüzünden kaybetmemeliydim.”
İşte o gün
seni affeder miyim bilmiyorum.
Ama kendimi affedeceğim.
Çünkü güzel günler dururken
bana acıyı seçtin.
Ben ise
bütün acılara rağmen
sevmeyi seçtim.
Belki de
aradaki en büyük fark
buydu.
Sen gittin.
Ben kaldım.
Sen unuttun.
Ben hatırladım.
Sen sustun.
Ben şiir yazdım.
Ve şimdi
her kelimemin içinde
biraz sen,
biraz ben,
biraz da
güzel günler dururken
neden birbirimizi kaybettiğimiz var.
DELİNİN BİRİ HAMZA CAYMAZ
Hamza Caymaz Delinin BiriKayıt Tarihi : 13.08.2026 16:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!