Harf harf okusamda seni
Karış karış gezsemde,
Dil dil konuşsamda
Sen sen gibi okunuyorsun sevgili.
Kafiyeler, kalıbı aruzun
Şehir söndü
Gündüzler küldü
Gülüşlerinin allığında
Kızaran güldü.
Yudumlu kahveler,
Annenin değerini yatak başında beklemeyince anlıyoruz,
Sevgilinin değerini yürekten uçup gidince,
Babanın değerini, mezarına iki kürek toprak atınca,
Hayatın değerini hastane koridorlarında.
Karanlık vaktinde havada bir kuş bile görülmez,
Sessizliğe dokunan bir melodi yükselir içimde,
Uzaklardan esen bir rüzgâr gibi sarar benliğimi.
Her notada damla damla süzülür yüreğimin sesi,
Zamana sığmayan hüzünler usulca çözülür.
Bir an durur kalbim;
Gecenin ortasında,
Dilimden dökülmeyen bir dua gibi duruyorsun.
Yaralı bir kuşun kanadında,
Güneşe gizlediğimiz o sırrı duyuyorum.
Zamanın saçağına asılı bir türküyüm ben;
Kış, günden beter;
Yaz, dünden önce.
Sofra bezi silkelendiğinde
ekmek kırıntıları uçuşur,
bir yılan süzülür gökyüzünde,
bir kuş sürünür toprağın altında.
Çelik iradeli bir sabahın ışığında,
Zamana kök salan bir nefes duyulur.
Tomris’in doludizgin yüreğinde tutuşturan ateş
Bugün de Türk kadınının ufuklarına vurulur.
Yiğitlik, ırmağı gibi akıyor Asena kokan bozkırlarda,
Bir gün gelir, ufukları aşar sesimiz,
Tutunur mavi göklere, dirilir nefesimiz.
Kardeş omuzlarında yükselir nurlu sancağımız,
Türk-İslam birliğinde birleşir azmimiz, inancımız.
Dört yanda çınlar ezan, dört yanda hür nefes,
Oğuz’dan miras bir ülkü, göklerde yankılanır,
Kopan kopuz sesinden yüreklere canlanır;
Bozkurt’un izinde, dağlardan yükselir nefes,
Her adımda Ergenekon ateşi parıldanır.
Kim demiş akşam çöker? Şafaklar durmaz coşar,
Uzak bozkırların, çınlayan at nallarında,
Tarihin izini sürer yüz binlerce dava.
Köklerimizde saklı, ulu bir söz, bir yemin,
Turan’ın ateşiyle çelikleşir her yürek, her emin.
Tuna’dan Orhun’a, yedi iklim, dört bucak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!