FİLİSTİN KAN AĞLADI
Kalemi aldım elime,
Yazmak için karanlığı,
Kalemi aldım elime,
Ben yazdım,kalem ağladı...
Dünya uyurken ben ölüyorum,
Dünya kör, dilsiz ve sağır...
Bomba sesleri kulaklarımda ,
Dünya susarken yeri göğü inletiyor feryadım,
Ben Filistinli çocuk,
Gözlerim kapıda,
kalbim yollarda...
Bak toparlandı gitti koca bir yıl daha,
Keder kaldı
Yine hasret geldi
Sen gelmedin...
Toparlanınca taşınmak üzere eşyalar
Artık maziyi düşünmek neye yarar
Bir evden göç toplandığında
Yalnızca eşyalar mıdır dolaşan ayaklara
acı tatlı hatıralar hep dağınık,hep ortalıkta...
Gözyaşların,kavgaların, hayâlkırıklıkların
Bitti sanırsın içini yiyen acı,
Bitmez acı,sadece bekler sırasını
Yürek ne yaşarsa derinden,
Derine,daha da derine gömer,
Diri diri gömülen sevgilerin mezarlığıdır gönül,
Sen yumdun,ben saklandım,
Yıllar hızla geçmez sandım,
Bu oyunda sen kazandın,
Sobeledin hayat beni.
Önüm,arkam,sağım solum,
Kıymetini bilemedik o güzel günlerin
Günler güneş günler çiçekti
Sahip olduğumuz yürekleri tutamadık
Hiç ulaşamayacaklarımıza hep hasret kaldık
Kıymetini bilemedik o güzel günlerin
Bir yanımızla sevgiye hep aç
Gidemiyorsun artık uzaklara,Uzaklar dipsiz,Uzaklar sonsuz,nefesin yetmiyor eskisi gibi ne sana ne de koşmak isteyen ayaklarına...Ruhun çocuk,kafan genç,bedenin yaşlı...Kalbin aynı ürkek kız sanki hep 18 lerinde...Gözlerin yorgun,tükenmiş...Göremiyorsun artık enginleri...Geçmişe dönsen,toplasan kalbini kıranlardan kalbine ait parçaları...Geçmişe dönsen dönemiyorsun.Istanbul'da bir akşam üstü,geçmişsin talihsiz Haydarpaşa garının karşısına,elinde kalem kağıt,o dertli sen dertli.. Yanmışsınız ikiniz de bu zamanın herhangi bir diliminde yanmışsınız ikiniz de ama şimdi ama geçmiş de...Yanmışsınız ikiniz de...dertlesiyorsunuz sessizce,istanbul'un gürültüsüne inat bir sessizlikle istanbul'un kalabalığına inat bir yalnızlıkla,bir akşam üstü karşılıklı dertleşiyorsunuz sessizce...//14 Eylül 2024-Kadıköy
Bir ev vardı çok tanıdık,
Eski,sarı fotoğraflardan çıkıp gelmiş sanki
O kadar sıcak,o kadar alışılmış...
Bir gün desem bir yılın,
Bir yıl desem kırk yılın hatırı kalır,
Bende bir mazisi var ama bilinmez kaç asır...
Tane tane inciler
Sıra sıra dizildiler
Ruhunu kaybetmiş bir kenti
öylece izlediler
Nerden gelir bu kalabalık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!