Sadece bir adım gelseydin bana
Ne bataklıkları aşıp gelmiştim ben sana
Sadece bir adım gelseydin bana
Gönlümün en güzel köşesini ayırmıştım ben sana
İncittigi yerden incinirmiş,
Kırdığı yerden kırılırmış insan bu hayatta
Dağların tepesinde yüzün, O hiçbir zaman erişemediğim dağların,
Birtek ismin var cebimde,
Küçük bir kağıda yazılmış, Başka da tanımam seni, Arasam,sorsam seni birilerine, Kime sorsam 'o burda yok,hiç olmadı' diyor.
Birtek ismin var cebimde, dağların tepesinde yüzün, Gücüm yok seni bulmaya, Neredesin Simbrinza?
Kırk yıl yaşadım nerdeyse, İnsanoğlu hep bir telaş buna da yaşamak denirse, Okudum,izledim,yazdım da zaman zaman, İsmini duydum daha kırkıma basmadan, İsmini duydum ; derdime senmişsin derman, Giden zaman hep ömürden gidiyor, Vaktim yok seni bulmaya, Neredesin Simbrinza?
Gözün aydın sevdiğim
Hikayemizi sen bitirdin
Haklı sebeplerin vardı kendince
İlk cümlesini yazan da
Son noktayı koyan da sendin bu hikayede
Belki sevgim sana ağır geldi
Tek üzdüğün kendin değilmişsin hayatta
Senin üzdüklerin de varmış
Dinle de bir gör
Anlatsınlar da anla
Tek üzdüğün sen değilmişsin bu hayatta
Sen de üzmüşsün bir hayli
Sabahın 8'i
Taş köprü
Ben ve martı sesleri...
Ben yorgun
Martılar umutlu
Taş köprü yanıbaşında yükselen binalardan endişeli...
İkimiz de geldik yolun sonuna
Hani nasıl biterdi eskiden haberler
Bize ayrılan sürenin geldik sonuna
Şimdi bir garip veda havası payımıza düşen
Şimdi bir sonbahar hüznü kaldı defterde
Yazılacak şeyler gibi tükendi
Bak gördün mü
Hepsi terketti seni
Üzülme zaten onlar gitmek için gelmişti
Sen devam et yazmaya
Sevmeye ve inanmaya
Sen de böylesin işte
Sen yumdun,ben saklandım,
Yıllar hızla geçmez sandım,
Bu oyunda sen kazandın,
Sobeledin hayat beni.
Önüm,arkam,sağım solum,
Kıymetini bilemedik o güzel günlerin
Günler güneş günler çiçekti
Sahip olduğumuz yürekleri tutamadık
Hiç ulaşamayacaklarımıza hep hasret kaldık
Kıymetini bilemedik o güzel günlerin
Bir yanımızla sevgiye hep aç
Gidemiyorsun artık uzaklara,Uzaklar dipsiz,Uzaklar sonsuz,nefesin yetmiyor eskisi gibi ne sana ne de koşmak isteyen ayaklarına...Ruhun çocuk,kafan genç,bedenin yaşlı...Kalbin aynı ürkek kız sanki hep 18 lerinde...Gözlerin yorgun,tükenmiş...Göremiyorsun artık enginleri...Geçmişe dönsen,toplasan kalbini kıranlardan kalbine ait parçaları...Geçmişe dönsen dönemiyorsun.Istanbul'da bir akşam üstü,geçmişsin talihsiz Haydarpaşa garının karşısına,elinde kalem kağıt,o dertli sen dertli.. Yanmışsınız ikiniz de bu zamanın herhangi bir diliminde yanmışsınız ikiniz de ama şimdi ama geçmiş de...Yanmışsınız ikiniz de...dertlesiyorsunuz sessizce,istanbul'un gürültüsüne inat bir sessizlikle istanbul'un kalabalığına inat bir yalnızlıkla,bir akşam üstü karşılıklı dertleşiyorsunuz sessizce...//14 Eylül 2024-Kadıköy




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!