Gözün aydın sevdiğim
Hikayemizi sen bitirdin
Haklı sebeplerin vardı kendince
İlk cümlesini yazan da
Son noktayı koyan da sendin bu hikayede
Belki sevgim sana ağır geldi
Bir ince sızı
Oyalar belki bugün bizi
Yarın da oyalar belki biraz
Sonra birikir sızılar...
Bir bakmışsın hasretin acısı düşen payına
Oysa hayat uzun uzun özlemek için ne kadar kısa...
Tek üzdüğün kendin değilmişsin hayatta
Senin üzdüklerin de varmış
Dinle de bir gör
Anlatsınlar da anla
Tek üzdüğün sen değilmişsin bu hayatta
Sen de üzmüşsün bir hayli
Sabahın 8'i
Taş köprü
Ben ve martı sesleri...
Ben yorgun
Martılar umutlu
Taş köprü yanıbaşında yükselen binalardan endişeli...
İkimiz de geldik yolun sonuna
Hani nasıl biterdi eskiden haberler
Bize ayrılan sürenin geldik sonuna
Şimdi bir garip veda havası payımıza düşen
Şimdi bir sonbahar hüznü kaldı defterde
Yazılacak şeyler gibi tükendi
Bak gördün mü
Hepsi terketti seni
Üzülme zaten onlar gitmek için gelmişti
Sen devam et yazmaya
Sevmeye ve inanmaya
Sen de böylesin işte
Düşünsene bir kere
Yaşamaya geldin sen,
Sana yollar göründü hep,
Yürüdün yürüdün tükendin sen...
Düşünsene bir kere
Dipsiz karanlıkların bir sabahı var,
Çıkmaz sokakların mutlaka bir çıkışı,
En uzak hatıranın da
Yaşattığı huzur hatırlandıkça. ..
Karıncanın yuvaya ekmek taşıma telaşı var,
Birgün olur da gelirsem aklına
Gül yaprakları gibi kurutup hatıralarımızı
Eski bir kitabın içinde bizi saklama
Ben varken bilmediğin kıymetimi
Benden sonra başkasından bekleme...
Balkonu mavi bir denize bakıyordu,
Ayın şavkı vururdu gece suya,
Lacivert gökyüzü evine uğurluyordu,
Dalgalarla birlikte bütün gün kıyıya vuran deniz analarını...
Teypte "Sürgün" çalardı Leman Sam'dan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!