akşam, paslı bir bıçak gibi iner omuzlarıma
şehrin bütün lambaları senin yokluğuna yanar
kaldırımlar beni tanır da
sen dönüp bakmazsın
toprak, sessiz bir anne gibi
alıp saklamış seni koynunda
gökyüzü o günden beri
maviyi unutmuştur
ellerini rüzgâr taşır şimdi
yabancı mevsimlerin üşüyen sokaklarına
ben, her vitrinde yüzünü arayan
eski bir yolcuyum
bir tren geçer içimden geceleri
hiçbir istasyonda durmadan
adını fısıldar raylar
ben yalnızlığımı omuzlayıp yürürüm
ekmek susar
su susar
hava bile senden söz açmaz artık
oysa sen gülünce
bir bahar uyanırdı kirpiklerinde
kızma bana...
insan en çok sevdiğinin sessizliğinde eksilir.
gözlerini kapatma;
karanlık büyüyor.
gel...
şafak kuşların kanadında değil,
senin adımlarında doğsun.
kapımı çalan ilk ses sen ol;
içeri gir
ve hiçbir ayrılık bulamasın bizi.
kiraz çiçeğim,
gözlerine her baktığımda
ölüm biraz daha uzak,
hayat biraz daha yakın olurdu.
şimdi bütün şiirler
adını söylemeye çalışan
yarım kalmış cümleler gibi.
ve ben,
bir ömür boyunca
gözlerinde yaşamayı bekleyen
tek mısra olarak kalırım.
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 09:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!