Sildim
Senden kalan ne varsa bir bir...
Sildim ki ıslaklığında gözlerimin
“Sen” varsın!
Saçlarım
daha bir sıkça dökülürken,
kaz misali yolunmaktan...
Şipşak portreleriniz hala çatık kaşlı
Ve ıslak kibritleriniz hala barut başlı mı
beyler?
Soldu yine baharın gülleri,
Eyvah!
Hazan akşamları doldu karanlık gönlüme.
Soldu papatyalar ve sümbüller, eyvah!
Bir tez canlı deccaldim, ateş kazanımda niyet.
Usta bağarıyor
buz kesiyor atölye
“Çalışsın elleriniz!"
Elli koli mal tamam olmadan paydos yok bilesiniz
Mal mı yetişecekmiş
Dere, tepe, bayır, taş su
Sofrada tuz, biber, aş su...
İki saatlik mesai fazlası alında,
Panayırda bir amansız can pazarı.
Hayat ocakta su
Meselem var musluk ile buz ile
Doldurdular karnımı ayran ile tuz ile.
Bir ömür geçmez ceng ile saz ile
Demişler adıma gaga burunlu sürahi.
……..
Ve dediler ki:
“Taş basmışsın yüreğine...”
Heyhat!
Ağustos akşamları hep sizdedir kabahat!
Mevsimlerden yazmış, hava sıcak kime ne?"
Eller!
Eller “bumba” icad ediy.
Veriy bilmedığım...
Veriy bilmedığım bi acaip biçimi.
Gezdıriyken bizim tarlayıda,
Düşüriy gafil,
Şaşısın deli gönül şaşarsın,
Bir yanılır bin şaşarsın...
Şaşasın ki doğruyu bulasın,
Doğruyu buldum deme şaşarsın!
Yok ülkesinin çok ormanlarında,
Yaşar imiş bir gaip şaşkın çakal.
Kaçışlarında pek mahirce imiş zahir,
Bakışlarında bıçkın çakal...
Döş, diş, kürk, deri...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!