İstemezdim böyle olsun!
Kokuştum, bir çürümüş bedende...
Ne iş idi allasen,
Kırk yılın başı yolumdan azdım!
Bilmem bu kaçıncı sonbaharda,
Yapraklarını süpürdüğüm ah çınar!
Ruhumu bir alev
sarar ya derinden
ve ellerim
bir sıcaklık arar ya hani
gözlerim çepeçevre duvarlara dalar
üzerime gelir ya tüm heybetiyle tavan
Gözlerin dolu dolu,
Bir şey mi anlatır sanki?
Ellerin çalı çırpı,
Ateş mi değdi?
Yanakların titrek titrek,
Al mıdır rengi?
Kimi 'naneli(!)' vatandaşlarımız,
Elibirlik edip de işbirlikçileriyle
Bugünlerinden yarınlarına hazırlık yapmaz!
Zaten bu yüzden,
Hiçbir yarınları dünlerinden uzun boylu...
Yine bu yüzden,
Yıllar önce bir “Körçeşme” vardı buralarda,
Ateşten bir busecik kondurup da yanağına,
Elma şekeriyle kandırdığım çocukluğum,
Yüreğime düşen ilk ateş mahcupluğum...
Kör olası bir “Körçeşme” vardı buralarda!
Kalk hele yerinden bi doğrul meşgul insan;
Horozlar bile uyandı, içtimaya durdu çoktan.
Düş ki yollara apar topar ama sakın düşünme,
İki ayağın bi pabuçtaymış, pantolonun ütüsüz…
Sen ki çalışmak için varsın tarih böyle yazmış;
"Cemre düşmüştü galiba toprağa,
Mevsim o kadar önemli değil..."
......................
Her zamanki çocuk, aynı yerde,
Üşümüş ki titrerdi ince bacakları,
Bu dünyanın anası satılacaksa,
Ben satarım ulan!
Gözümü kapar işimi yaparım,
Böyle dünyanın anasını satarım...
Sabah olur akşam olur,
Horoz öter gün doğar…
Gün olur harman olur,
Harman yeri adam boğar!
Hep seni aradı yaşlı gözlerim!
Uzadıkça uzayan mavi yılların ardından,
daldı
soğuk ve derin yalnızlıklara...
Ben
hep aynı kasvetli adamdım fırçasında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!