Kim demiş
“Sevmek zahmetsiz iş” diye?
Öyle bir zahmet ki,
Sevdim diyenin ruhuna rahmet...
Uzaklaş artık!
Bıktım, her gün geçtiğim bu serden.
Uzaklaş!
Elimin erip, gözümün gördüğü yerden.
Ufuktan, şafaktan...
Uzaklaş, bir eskimiş sandalla
Bir zincir halattır bir özlemdir uzanan
Bir bekleyiş ve tükenen son sabırdır
Yıllar sonra
İnadının son deminde ama masum ve sevecen
Yerinde sayılan birkaç adımdır
Yaklaşıyor bir damla deniz,
İçe içe acıyla ummanı...
Bir iken bin,
Biriken milyon hüznüyle,
Kucağında mavi çocukları...
Bir gün daha battı alenen yokluğunda,
Gecenin hep sensizliğe gebe olduğu saatler...
Bu kalem dün de yazıyordu yeknesak,
Bu kalp sensiz de atabiliyor hala hayret!
Oysa hazmedemediğim bin bir çile,
Boğazıma düğümlenmiş her bir hatıran,
"Seninle oturup bir çiğ tavuğu bile yiyebilirim!"
Ve diyebilirim ki sen benim
Hem sevdalım,
Irgatım...
Ve yine diyebilirim ki,
Ciğerime nakış nakış işlenmiş oyam gibisin.
Seni sevmek,
Denizlere yelken açmak,
Kanatlanmak sonsuza…
Ve öpmek,
Tutup da arz’ı boynuzundan
Sensiz,
Dışarısı yine yağmur yine kar...
Sensiz,
İçimde fırtınalar!
Yüzünüz geliyor aklıma,
Gökyüzü kestane kızılı deniz.
Dalıyor martılar dalıyor
kanat çırparak...
Kahretsin,
Çırpınarak batıveriyor güneş!
“Silah düştü kından! ”
Görün bakın ne heybetliymiş,
ne azametli!
Ne şirin ne marifetli...
Eğin mübarek başınızı da
bakın yakından!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!