Dağlara hesap mı soran var
“Niçin başın dumanlı” diye?
Sormayın,
Şaşkınım devinim geçiriyorum!
Boş tasa, hülasa
Kan devşiriyorum...
Sofunun ömrü yanmakla geçermiş,
Cahilin ömrü kanmakla...
A deli gönül alla'sen
Ne biliyon da ne gizliyon?
Cevherine bir ataşdı basdığın,
Ne gülüyon da ne de ağlıyon.
Kavgalıyım küskünüm
Densizin biri bana “kötü” dedi.
Kötü olmak bir şey değil,
Kötülüğümü kötüledi(!) …
Sırtımda kalınca abam,
Ne yurdum belli ne de obam.
Miskin derviş misali,
Ekmeğim, umudum, çabam...
Ne elin pırlantasında,
Ay gizlenmiş, bulutlar esrar saçıyor,
Dili tutulmuş gecenin şahadetten kaçıyor...
Dut yutmuştur mazbatalar, evraklar konuşamaz,
Sanmayın puldan pahalıdır haysiyet, satın alınamaz!
Saman altını su almış, yürümüş alık,
Kimseler duymasın sesimi
Yüreğim yanar, ciğerlerim sökülür...
Dur bi sallanam hele,
Dökülürse dökülür!
Dünden bugüne çok değiştim,
Zaman da değişti benimle birlikte.
Kırışmış ellerimi görmesem,
Ve uzunca ak sakallarımı,
Yeniden çocuk oldum diyeceğim...
Titredi yapraklar, silkelendi yaşlı Köknar.
Diyor: “-Gençlik gitti, yaşamanın ne önemi var?
Ne kırgınlık bu ne eziyet, dört yanım ecel
Savuran kasırga değil, mevsiminde esen yel...”
Eğildi yaşlı Çınar, sundu evvela hürmet.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!