Sen gittikten sonra
şehir aynı şehir değildi.
Sokaklar yerindeydi belki,
ama kaldırımların hafızası değişmişti.
Bir akşamüstü
güneş çatılardan çekilirken
uzun uzun gölgeme baktım.
İnsan bazen
kendi gölgesinde bile misafir kalabiliyormuş.
Bunu öğrendim.
Bir müddet sonra
bütün mevsimler aynı renge boyandı.
Nevbahar ile hazan arasında
ince bir çizgi vardı eskiden.
Sen gidince
ikisi de birbirine benzedi.
Şimdi hangi ağaca baksam
yaprağından önce ayrılığı görüyorum.
Hangi kuşu görsem
kanadından önce gidişi.
Ve hangi aynaya baksam
yüzümden önce bekleyişi.
Gariptir...
Bir zamanlar
sana kavuşmayı hayal ederdim.
Şimdi ise
sana kavuşmuş olan eski hâlimi arıyorum.
Çünkü insan sevdiğini kaybettiğinde
bir kişi eksilmiyor hayatından.
Bir ihtimal göçüyor.
Bir ihtimal...
Bütün şehirlerden daha büyüktür bazen.
Ve ben
o ihtimalin harabelerinde dolaşıyorum hâlâ.
Bir medeniyet yıkılmış da
son muhafızı unutulmuş gibi.
Ne adını anıyorum.
Ne de unutuyorum.
İkisi de aynı kapıya çıkıyor artık.
Yalnız bazen,
gecenin en tenha yerinde,
uyku ile sabah arasındaki o kimsesiz vakitte,
kalbimin içinde eski bir saat çalışıyor.
Aklımı susturuyor.
Ömrüm yoruluyor.
Zaman geçiyor.
Ama o saat,
ısrarla seni gösteriyor.
Kayıt Tarihi : 27.08.2026 17:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!