Kuzum & Can Suyum
“Gel kuzum,” diye başlardı sesi,
yumuşardı dünya o an—
sanki bütün gürültüler susar,
yalnızca kalpler konuşurdu aramızda.
Bir şarkı çaldı uzaklardan…
adı sen oldu içimde: Lambada.
Kalbim ilk kez bir yangını
dans ederek taşıdı o anda.
Sen bana dokununca
gece bile ritmini değiştirdi,
Işıklar raks eder gecenin kör noktasında,
Lunapark nefes alır; bin renk, tek bir ahenk.
Elimi tutarsın... Dünya durulur o anda,
Kalplerimiz, göğe tırmanan dönme dolapla deng.
Atlıkarıncalar dolanır saçlarının teline,
Manifest
Senin bana gelişin bir tesadüf değildi,
Kader, adını daha ben doğmadan kalbime mühürlemişti.
Bir manifesttin sen;
Bütün yollar seni işaret ediyor,
MAZİYİ SİLEMEZSİN
Seni mutlu etsem de
hakkın değildi belki
bende bıraktığın bu kadar acı.
İstanbul sabahına düşmüştü o an,
Sisler içinde saklı bir devran…
Kadının elinde narin bir şemsiye,
Gözlerinde suskun bir ferman.
Bir adım attı…
Menemen Kokusu
Bir sabahın en sade anında başladın bana,
Tavada usulca dağılan bir düş gibi.
Domatesin kızıllığında utangaç bir sevda,
Yumurtanın sarısında saklıydı kalbin gibi.
MESELA
Yapacak ne çok şeyimiz vardı oysa...
Rüzgârı birlikte dinleyemedik mesela.
Bir sahil yolunda aynı dondurmayı paylaşamadık.
METRİS ÖNÜNDE
Metris’in önünde uzayan o yol,
Bir ömrün hüznünü taşıdı geceye.
Ben seni beklerken çürüdü zaman,
ŞİİRLERİMİ DAĞIT...
Ben ölürsem eğer; şiirlerimi dağıtın...
Rüzgâra, dar sokaklara, bitimsiz yollara.
Her mısra bir adım olsun,
Her kelime, bir nefes gibi kalsın bu dünyada...
Gözlerim kapalıyken bile,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!