Portakal Çiçeğinin Ardında Kalan Acı
Portakal çiçeği gibi nazlıydın,
dokunmaya kıyamadığım bir bahar gibi…
Uzakta kalsan da,
kokun sızardı içime usul usul,
RADYO’DA ÇALAN SON ŞARKI GİBİSİN
Radyo’da çalan son şarkı gibisin
bir şehrin geceye teslim olduğu anda
kalbime sızan ince bir tını
ne başını kaçırabiliyorum senden
Rol Bittiğinde
Hayat bazen bir tiyatro sahnesidir;
Senden sadece oynamanı ve gitmeni isterler.
Alkışlar sahte, sözler ezber...
En çok da kalbin, doğaçlama kanar bu sahnede.
Sana bir rol verirler önce;
RÜZGÂRA SORUYORUM SENİ
Penceremin perdesini usulca havalandıran rüzgâr…
Denizleri köpük köpük ayağa kaldıran rüzgâr…
Sana değil, sana benzeyen hâline soruyorum onu;
RÜZGÂRIN SON CEVABI
Penceremin perdesini son kez titreten rüzgâr…
Denizleri köpük köpük susturan rüzgâr…
Artık sorularımı değil, suskunluğumu taşı.
Ayrılık mıydı payımıza düşen,
Yoksa ayrılsak da birbirimizin içinde büyüyen bir ışık mı olmalıydık?
Seni sevmenin ve özlemenin inan haddi hesabı yok.
Seninleyken zamanın nasıl kuş olup uçtuğunu,
SAHİLDE KALAN İKİ GÖLGE
Akşam, denizin omzuna usulca başını koymuştu.
Gökyüzü, son kızıllığını suya bırakırken,
ben, dünyanın bütün gürültüsünden uzak,
yanında susmanın bile mutluluk olduğunu öğrendim.
Bir fırtınada sığınılacak o kadim ağaç gibi,
Kaçıp sana saklanasım var...
En azından yağmur dinene,
Sen "git" diyene kadar.
Terk edilmiş, boş bir virane misali şu gönlüm;
SALINCAK
Bir salıncaktı yüreğim,
senin gelişlerinle göğe yükselen,
gidişlerinle toprağa çakılan...
Sana Değil, Kendime Ağladım
Gözlerin beni ağlattı…
Bir insanın bakışı
Bir ömrü nasıl paramparça eder,
Sende öğrendim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!