Ben
Ölüleri serpiştire serpiştire
Yürürürken
Paralel topraklara
Birden
Şu gri asfaltın dibinde bitiverdi
Gökte ateş saçarak bir yıldız kaydı
Buradaki inançlara göre o bir candı
Belki bir sevdiği vardı
Kimbilir kime yardı
Deniz kenarına bir cigara sardı
Durup durup ağlardı
Direnişçilerin provakosyana uğratılıp
İsyan ettiği günün gecesi
Mahallelerine baskın düzenlenmişti
Oysa biliyordu içlerine girmemesi gerektiğini
Biliyordu başka başka uzak ellerin
Provoke edip bu isyanı yönettiğini
Gelinliğini giyinmiş bakıyorsun bana uzaktan
Ağaçlarının kurumuş dallarının üstünde
Çoraplar, elbiseler
Sensiz İstanbul sokaklarına
Sensizliği yazdım kar kar
Bir gün bile duramadılar
Eritip de kendilerini
Denize karıştırdılar
Kayboldular
Ah tepemde yaz günü dönen pervanenin yeli
Nadir içtiğim sigaranın yaktığım ilk ateşi
Tüterken usul usul içime çektiğim dumansın
En uzun gece gibi karartsa da ciğerimi
Öyle keyif
Öyle acı
Hatırlıyorum
Bir gün
Tavla oynarken Platon'la
Olanca kıskançlığıyla gelmişti Aristotales
Sokrates koşuştururken sokağın köşesinde
Ege yine sıcak ve güzeldi
Ellerin ellerime değmediğinden beri
Takmam bana hediye ettiğin o yüzüğü
Değmiyorsa elim eline
Yüzüğe parmağım ne ola ki
Mevsimler gelir geçer
Turnalar leylekler göçer
Eminönü'nde
Yani Cami merdivenleri önünde
Bir lahmacun satıcısı
Sepeti ayak ucunda
Oturmuş
Yüzü sağ elinin avcunda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!