İki ayrı yüzüyüz İstanbul'un
Ben başka bir sen
Sen başka bir ben
İki kavuşmaz yakayız
Düğmesiz iliksiz
İki farklı kulesiyiz İstanbul'un
Söylenmiş tüm sevda sözlerini
Sana söylemeyi istiyorum
Ama ömür yeter mi hiç bilmiyorum?
Gülün kadife yapraklarından
İçine doğru kayarken
Kırmızıdan bordoya
Bir tebessüm gölgesinde
Narin ve nazik
Ulaştım bir tûbaya
Henüz bozulmuştu Taksim
Parlıyorken iyice Kadıköy
Gözlerini hatırlarım
Aşkın içine daldıran
Soğuk gecelerde
Sarhoş adım sokaklarda
Güneş batar akşamüstü Kadıköy'de
Kıpkırmızı al kızıl
İnsanlar akın akın
Yetişmeye çalışırken bir yerlere
Evlerine
Barlara
Bakın hele şu gökte parlayan yıldıza
Bakın şu gökyüzündeki aya
Nasıl nazlı nazlı salınıyor
Bakın şu kırmızı şanlı sancağa
Sanmayın ki oraya kolay çekildi
Sanmayın hiç emeksiz göndere dikildi
Geceden sehere döner vakittir sana hep
Karanlığını sarhoşluğun adımlarına koyup
Denizin kıyısına kurulan bir ev viraneliğinde
Her yerinden rüzgâr geçerken verdiği sestir
Kum taneleri desem değil
Çakıl taşları desem eksik kalır
Dağlardan çiçekler toplayarak
Yataklar yapalım
Aşkın en masum uykularına dalmak için
Gecelerin kabuslarını el ele kovalım
Kenetleyip parmaklarımızı
Köprülerden geçelim
Siyah bir kedinin
Altın rengi gözlerinden baktım şehre
Öylesine bir tefekkür
Öylesine bir merak
Doğasında olmayışın garipliğinde
Konforlu bir huzur
Kara kumsalların altında uyuyan
Binlerce kilometre uzunluğunda buzlar
Yosun tutmuş yüzeyinizde
At nalları izleri var
Gökyüzünü habersiz ve ani kaplar
Kül dolu kara bulutlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!