Gümüş ayın altında
Gölgeler dans ederken
Gece gizli bir melodiyi
Fısıldayarak söylüyordu
Sokak lambaları titreye titreye yanarak
Dansın ritmine eşlik ediyordu
Hep bir hoşçakal ülkesi sınırında beliririm ben
Kimisine kar yağar
Kimi öyle sıcak
Sırtımda bir rüzgar ki
Hep elveda makamında eser
Unutturur anları
İçgüdüsel bir sancıyla başladı her şey
Ne bir rehber ne bir öğretmen ne de bir bilge
Ne yazaman yazıldığı belirsiz bir kitabın
Dağınık sayfaları önümde
Benim en ümmî halimde
Bir hissin çekim gücüyle topladım hepsini
Yaprak güzeli mahzun izlerken pencereden
Gün batımının turuncu rengini
İçimde bir Arabahmet tüter durur
Eski günlerine hasret
Yanı başında şehre artık çok uzak
Bir kuş uçar üstünden
Göğe bakayım
Bakayım da renkleri göreyim diyorum
Gök gri
Moloz grisi
Yıkıntı grisi
Toz grisi
Di fronte alle Alpi
Sulle rive del Lago di Como
Sul balcone di una casa
Immagina noi due
Muri abbattuti
Şeytanın kulaklarının içinden çıkan
Yılanların ağızlarındaydı bazıları
Ve kalçalarından kıvrılıp çıkan
Bu gece son gece
Yarınım yok diye
Masayı dağıttım
Kendimi unuttum
Kadere karşı hep
İstanbul vardı
O yoktu
İstanbul güzeldi
O yokken de
O varken
O da güzeldi
İki ayrı yüzüyüz İstanbul'un
Ben başka bir sen
Sen başka bir ben
İki kavuşmaz yakayız
Düğmesiz iliksiz
İki farklı kulesiyiz İstanbul'un




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!