Şimdi benim en kıstırılmış anımda
Senin ise en delikanlı çağının uzağında
Kırk ikindiler bir yerlere yağarken
Soğuğu buralara ulaşmışken
Bahar ulakları yola düşmüşken
Tohum toprağı yarmaya yüz tutmuşken
Lefkoşa’da bir kadın
Yürürken adım adım
Surlar içinde birden
Takıldı bariyerde
Oysa sokaklar onun
Apartmanlar üstünde
Zar zor görünen mavi gökyüzü
Deniz değil ki içimi rahatlatsın
İçilmiş bir çay bardağı içinde
Açılmış da kokup burnumu yakan tarçın
İlaç değil ki yaramı sağaltsın
Dağlardan yeller esiyorsa
Ve güneş erken doğuyorsa
Karanlık olduğunda hala yıldız varsa
Demek ki umut var hayatta
Demek ki umut var hayatta
Denize bıraktım kendimi
Bir yanı su alan tekne gibi
Üstüm başım köpük
Dalga dalga sallanmışım
Yosunlara saklıdır efkârım
Yarim
Kaç beşli geceler geçirdim altıya bağlanan
Ellerimde olmazdı kelepçe
Ayağımda olmazdı prangalar
Şimdi loş kaldırımdan geçip gideceğim
Ne uğruna savaştığım toprak
Ne çevremde insanlar
Kimse sormaz denizlere yaşını
Ayağına köpüğü değenler
Onca deniz gezmişler bilir ancak
Denizlerin içinde saklı yasını
Bir gemi kalkar
Sandal heyecanıyla limandan
Hasta denizlerin pasaklı kıyılarında
İhtiyar ağaçlar vardı
Dalgın nehirlerin durgun bakışlarında
Yorgun akşam şarkıları
Hüzünlü sarhoş dillerinden dökülüyordu
Kel tepeler ve sağır dağlar
Derin bir mor çöker aniden üstümüze
Göz gözü görmez bir aydınlık
Siyah tüller arasından yürünüp gidilir
Bir asi ceket üstümde paralanmış
Eksi soğuklarda donuk vatkası
Botlarda patinaj yanıkları
Devrimi
Birayı
Ve seni sevdim
Senden önce de kadınları sevdim
Sanırdım
Meğer sevmemişim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!