Eski tandırlarda dumanlar tüter
Taş sokaklarından gelir çocuklar
Avlu kapısında hal gönül bilir
Kaysı dallarında güneşin ışır
Malatya'da günler böyle sürülür
Malatya'da günler böyle sürülür
Malatya elinde sevdim bir yari
Ölem o yari
Uy kaşları karadır gözler sürmeli
Gözler sürmeli
O yarin kalbinde hükmüm sürmeli
Anam sürmeli
Beydağı'nın başına kar mı yağmış anam kar yağmış
Kaysı dallarına dert mi çökmüş anam dert çökmüş
O yâr gitmiş sılaya da dönmemiş anam dönmezmiş
Malatya yolları da bana dert olmuş ölem dert olmuş
Yârin hasreti çökmüş de yüreğime zulm olmuş anam zulm olmuş
Masada duran üç zeytin
Anlatır halkın halini
Masada duran üç zeytin
Derdimi seni ve beni
Masada duran üç zeytin
Sanki durumu bilir gibi
Ey elleri emek
Mayıs güneşi misali
Güçlü parlak emekçi kardeş
Bembeyaz köpükleriyle kıyılara yanaşan vapurların
Özgür rotalarındaki sevinçli yunuslar gibi
Yüce dağların saklısında büyüyen dağ gülleri gibi
Sen mayıssın yahu
Diyesin geldiği
Bir gri İstanbul sabahı
Gittikçe gri
Gittikçe derin
Bir kasım günü gibi
Boğaz'dan
Paslı koca bir gemi geçerken
Bahar bahar bakardı
Beykoz sırtları gibi
Emirgan gibi
Boğaz'ın suları
Bir yanardağdan fırlamışım
Kanatları yangın kuşum
Tanınmaz bakışlar arasında
Çapraz yamuk yürüyen berduşum
Bütün mutlular birbirine benzer
Açık ve nettir
Bellidirler
Yürüyüslerindeki kararlı basışlar
Masalarında keyifli muhabbetler
Ütülü hoş kıyafetler
Ölümlerin önüne set kurmuş
Yalan zincirinin kaleleri
Bense
Ceplerimden sarkan beyaz mendillerle
Bekliyorken
Mutluluk köprüsünün ucunda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!