Sana evinin yolunu hatırlatan
Göz sembollerin kaybolunca
Anlarsın şehrin anlamsızlaştığını
Giderek yığınların arasında
Adım seslerin düşman olur komşularına
Parmağının çatırtısı bir cana mâl olur
Kalpler içimizdeki ateşle yanıyor
Hakikatin kalacağı yerde birlikte yürüyoruz
Bayraklar açık gökyüzünde yüksekte dalgalanıyor
Sevdiğimiz topraklarımız için asla ölmek yok
Yükselin ey insanlar, gök gürültüsünün kükremesine izin verin
Bir özlem beliriverir aniden
Siyah ve beyaz çizgiler halinde
Dağıtır dengesini astigmatının
Öldüresiye bir göz kamaşması
Baş dönmesi
Ulaşılmaz ve çok derinde
Özlemeyi özlemeyi bırakalı çok oldu bu şehirde
En son neredeydi nerede bıraktım kendimi
Hangi karanlık gecenin şafağıydı o son lezzet
Hangi sahildeydi son keyif
En son hangi yıldızın parlağı aydınlattı gözümü
Sonra gözümdeki feri ne aldı
Yarım bir ay duruyordu gökte
Bulutlar yavaş yavaş sarıyordu şehri
Pencerelerin ışıkları kapalı
Pencerede bir kedi
Seyrediyor gelip geçeni
Kaydediyor beynine
Buğusunu silince camın
Gri bulutlarla kaplı şehrin
Uzak bir tepesinde
Güneş henüz yükselirken çıkar yollara
Üstlerinde aldıkları yılı dahi hatırlamadıkları montlarıyla
Çiy düşmüş camların önünden geçerek
Sen
Tahta atlara
Pirinç kaplama sedef kakma
Örtüler yapıp da
Saklarken önünde bir duvarın
Hoşçakal
Raylar arasındaki taşlar ki
Veda mektuplarında altı çizilen satırlardır
Adım izlerini yok edip
Kaybettirir yönünü
Bilinmez bir istasyona
Belki kar altında
Saçların da değişti mi sen gibi bilmiyorum
Ki ben
Çok daha tahammülsüz
Çok daha asi
Çok daha sessiz
Kabuğuna çekilmiş kendini durdurmak için




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!