Çaldım kapısını azrailin.
Dedim; "Ben geldim."
İstifini bozmadı, soğuk ve durağan bir sesle; "Hadsizlik etme.
Ben zamanı gelince gelirim." dedi ve sustu.
Dilim kendinden emin ve küstahça karşılık verdi:
"Üstad, sen hep zamansız gelirsin.
Kalbim kıldan incedir
senin uğrunda.
Celladım merhamete gelir,
inanırım senin uğuruna.
Bir kuş telaşında yüreğim,
Sen istersen yanalım.
Kavuşarak kavrulalım.
Ya da istersen yanalım.
Ağlayarak ayrılalım.
Ben sana amadeyim
Bir zerre bir damla
olamadım hayatında.
Bir kere, bir defa
uyanamadım merağında.
Bir an bir saniye
Bu geceler asla
Kimsesiz kalmıyor.
Bu sonsuz karanlığın içinde,
Sayısız yalnızla kucaklaşıyor.
Bu gecelerin kundağında
Zaman akıp gidiyor,
hayatın koynunda.
Koşan kaçamıyor,
duran yakalayamıyor,
herkes hevesinin noksanında.
Her ev bir keder
ayrılık düştüyse eğer.
Ateş düştüğü yeri yakar,
yangını ayrı, enkazı ayrı beter.
Her ev bir afet,
Nerelerdesin, kimlerlesin?
Neşede misin, kederli misin?
Yine sayısız soruma,
Cevap bile olamıyor belirsizliğin.
Yine yanım yörem boş kaldı,
Saçımdaki aklar
Hepsi senin cezan
Şimdi beni kim aklar?
Nereden baksan hüsran
Neresinden baksan hüsran.
Kayıplara mı karıştın,
ayıplara mı bulaştın,
kim bilir nelere alıştın?
Sorarım ama cevabım yok.
Aç mısın tok musun,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!