Sevgilimin beni bulduğu yerde
Asırlık ihtiyar gölge
Körpe bir çınarı sayıklıyor
Güneşli bir yüzümüz var
Birbirimize baktıkça ısınabiliyoruz aslında
Kurdun kuzu olduğu
Yani kuyudan beri
Hani bir yırtığın sırtından
Aşk, hikâye edildiğinden beri
la sol la fa la sol la fa fa sol mi sol fa sol mi sol fa sol mi mi fa re fa mi fa re fa mi fa re....
Bir hüznün türkülenmiş haliyle başlayalım… Oysa biliriz ki bu denli hüzün haramdır. Üzgünlük haramdır. Acınmak haram… Her ne varsa aklı baştan alan… Göze karayı, kalbe bunalmayı verip her şeyi yaptıracak olan… İşte hepsi ama hepsi haramdır.
Mahzun olmayı demiyorum , onu çıkartalım. O ki saflıktır, safi bir içlenme niyazıdır... O ki huzurun bahşedilmişliğidir... Mahzun olmayı demiyorum ama vallahi de billahi de hüzün haramdır... Bileklerime nasıl dokunuyor görmüyorsunuz. Nefsimin günah şehvetmesini… Hüzün ki kuşatmış kalbimi… Nereye doğrultsan başaramazsın... Hangi hazanı, hangi hazinliğini getirsen yetiremezsin… Daha da fazlasını ister. En fazlasını, en derinini en ücrasını en fezasını… Ednadan da edna geliyor dünya şimdi. Bütün melekelerimi yitiriyorum. Tüm cesaret devi benim. Yüksek bir umursuzluğun dağından atlayacak olan ben… Görmüyorsunuz nasıl ele geçirmiş kalbimi. Sıktığı benim… Darda kalmanın erdemsizliği. Nereye yönelsem kendimden başkası yok. Tek kalmanın sorumsuz hafifliği…
Barışmak için kendimle
Yollarından geçiyorum ilk günkü hevesle
Gözlerimde konaklayan deniz
Siyah beyaz mevzuların kadrajından sızıyor
Yanacaksak bir suyun alevinde
Gökyüzüne bakmak için yaslandığımız kuşlar
Sahillerinde bir niyaz gibi dursam
İstanbul esrarına meftun olur mu bilmem
Bir serçe kıpırtısı kadar dalga
Sevgilim çok mu yalnızlık, bu olmak
Boynun benden sınıra
Çok mu sarılamamak
Yalvarmaktan başka kuş olmayınca kırılmaya
Göğsümü kapatmaktan çekiniyorum
Dalgıçlarca çoğalan bulunma
Bazı sabahların yorganından dağılan dehşet
Ne hikmetse inatçı bir uçurum dünya
Ne hikmetse inatçı bir uçurum
Krem rengi perdeler çekildi geceye
Pürüzsüz bir ışığın gölgesine iliştirildi safran yıldızları
Bine bin katarak ilerlerken hüzün
Mezatsızdı huzur
Dokundukça eksiliyordu…
Şemlerini yakmış morg gibi bakma gözlerime
En beter kumların yol kestiği çöl gibi
İdamesiz bir vatan bil ruhumu ve sür
intihar damlarında serili dururken şiir
Kelime büyüttüğümüz ağaçlardan
Beni cilasız latalara sür
-Hüseyin Korkmazgil’in Akarsuyuna İç Sürerek-
Git, yoksa izdiham oluyorum sonrası hiç
Kalabalıklaşıyor alnımda bir ateş sonrası hiç
bizi ulaştır
bizi ulaştır
o doğru yoldur ki
sen âlemin rabbi
sen âlemlerin
tüm hamdlerin rabbi




-
Ubeyd Niyazi Kılıç
Tüm YorumlarEy sesine kuşların tünediği
Elvedaya binecek son ürperti... Çok İyi Çok Çok İyiii