SEVGİ DİLİ
Sıçrayarak uyandı. Neden sıçradığını anlayamamıştı. Rüyamı görmüştü, yoksa birimi seslenmişti. Ayıkmak istiyordu, ayıkamıyordu. Doğruldu oturduğu yerden. Düşle gerçek arası gidip geliyordu, uyku ile uyanıklık arası bir yolculukta.
-Babaanne babaanne diyen bir ses kesti sessizliğin karanlık tonunu neşeli rengiyle. Araladı perdeyi, güneş doğmuş arsız bir misafir gibi dalıp girivermişti içeriye izin almadan.
-Kerehat vaktinde uyursan böyle rüyalar görürsün diye mırıldandı kendi kendine. Sabah namazını kılmış, kanepenin kıyısına kıvrılıvermiş orada da uyuyakalmıştı demek ki.
Babası güneşi hiç doğdurmazdı üzerlerine. Bu vakitte nasipler dağıtılır camları kapıları açın derdi. Mıh gibi kazınmıştı aklına bu miras sözler. Aslında kendinin de hiç adeti değildi bu vakitte uyumak. Ama dalmıştı işte nasılsa.
-Babaanne babanne sesi ilişti kulağına
AH! SEN YOK MUSUN SEN, ASUMAN!
Aşk bitti, yittim gittim yüreğinden,
Fısıltım kaldı,
ceviz ağacının saçlarının arasında.
İki büklüm zaman şimdi,
İki iklim, iki mevsim.
İÇİMDE SOYUT BİR KAVGA
Bir buzlu sokakta, karlı kış günü…
Bürümüştüm yaşlı…
Ve yamalı yün paltomu üstüme,
Kalbimin mental düğmelerini iliklemişken,
Ve iliklerime kadar işlemişken keskin ayaz,
İÇİME GÖMÜYORUM ŞİİRLERİMİ
Gözlerim sıyrılıyor aşiyan ufkumun paslı cenderesinden,
alaca kızıllık yavaş yavaş boğarken gecenin kara yağız tenini
Bir kartalın göğsüne yaslıyorum yasımı
O kartalın boz göğsünde,
yüreğimin can damarı atıyor şimdi,
FATMA DOĞAN
İKİ KAŞIN ARASI
İki kaşın arası kanatlı bir kapı,
kilidi yalnız bana açılıp kapanan.
O kapının ardında neleri sakladım bir görüp bilsen,
Gözlerinden kaçırıp bir bir neleri gizledim,sırlayıp,
İNANNA!
İnanna!
Sureti olmayan bir sisti, yüzünde aşk…
Arkaik pabuçlu, Gılgamış ökçelerinle,
Eziyordu… Aydoğdu coğrafyasını ayakların.
Dudaksız bir gece gibi…
FATMA DOĞAN
İNSAN NE ÇOK ŞEY SIĞDIRIRMIŞ YÜREĞİNE
İnsan ne çok şey sığdırırmış yüreğine
Sahi ne çok şey sığdırırmış sandık bilip ömrüne
KAÇ BEDEN GİYİLİR Kİ HAYAT?
#fatma doğan
Kızıl gonca bir broş gibi kaybolup gidiyor, gökyüzünün göğsünden güneş,
Şimdi İkindiyi kovalıyor yaka paça akşamın telaşı.
Bir zamanlar akşam sefaları sallardı, bahçemizde salıncağa oturan rüzgarı,
KADERİN CİLVESİ
Sana rastlamak, kaderin en umulmaz yazgısıydı
Sessiz ve tenha iken bu şehirde, geceler…
Hayat da daha yormamıştı beni…
Gözlerinde sönen yıldızları saymak kadar.
Sana rastlamak, kaderin en garip cilvesiydi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!