Laleler açtı İstanbul'da.
Sana dokunmak vardı Emirgan'da.
Telefonlaşır,buluşurduk,
Altıyol-Boğa'da.
Pembeler açtı İstanbul'da.
Bir camdan bakakalsam
Gelmeyeceğin yollarda gözüm kalsa.
O ince, o narin cam
Bana koca bir duvar gibi gelse
Onu kırsam, yıksam, ellerimi kanatsam
Gelmeyeceğin yollara kanımı akıtsam.
Düşünceli bulutlar kusuyorlar içlerinde ne varsa,
Bir kuru bir yaş gözler İstanbul'da.
Güneş bir solgun, rüzgar bir yorgun,
Sanki herşey her yerde bir ben durgun.
Endişeli olmak yersiz aslında,
Kalabalık ve yalnızlık...
Hayat...
Kalabalıkta kapkaç, bombalama...
Yalnızlıkta ihanet, aldatma...
Hayat...
Bıktım artık biliyor musun ey dost!
Nefes almak bile bana dar gelir.
Ne anlayan var halden, ne halime derman.
Allah kimseye çaresiz dert vermesin.
Kimse bilmez kırgın gideceğim,
1.Kat - Doğumhane
Ağlayan bebek sesleri duyuyorum, yalnız değilim.
O kaşık kadar mutsuzluğum, herkesi mutlu ediyor.
ya sonsuzluksundur..ya anlık..
ya göz ucu ile bakarsın..ya da her zamanlık...
Hicazkar saz semaisi...
Kulaklarımda nefesi,
Yetmiş iki telli halı,
Akşam sefası semada,
Kadehte kan kırmızısı.
Efkarı söylettiriyor,
Kaderin gözyaşları akar durur içimde,
Güleceğime ağlıyorum sevince.
Gözlerim belli etmiyor halimi
Hüznüm, sevgililerim gibi derinlerimde.
Ne sen varsın dünyamda
Ne akşamlar ne yağmurlar
Ne tozlu bulutlar
Nasıl durdurulur bilmem ki
İçimdeki bu isyanlar?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!