Bu toprak göğe durmuş bir duanın sesidir,
Şehidin alnında kan, bayrağında nefesidir.
Bir avuç külde saklı bin yıllık bir yeminidir
Vatan, canla yazılmış mukaddes bir kaderdir.
Dağında kurşun izi, ovasında alın teri,
Bu toprak sıradan bir toprak değildir, bil,
Her karışında çağlar, her taşında bir il
Atın nallarıyla yoğrulmuş zamana delil
Burada tarih yürür, burada doğrulur nesil.
Kılıçla yazdı adını, dua ile mühürledi,
El açtım kapına, ey Rabb-i Cihân,
Gecemde nur ol sen, gündüzümde cân.
Kırık bir kulunum, yüküm pek ağır,
Rahmetinle sar beni, bağışla her ân.
Gönlümde hicran var, dilimde niyâz,
Şu dünyada almadığın
Neyin kaldı yalan dünya
Gözlerimin akar yaşı
Çekmediğim dert mi kaldı
Karun olsan neye yarar
Kapandım ben, kapılar kapanmadı,
Bunu geç öğrendim Ya Rab.
Her “olmadı” dediğim yerde
Sen beni oldurdun,
Adımı sildin, kul yazdın.
Ya Resûlallah…
Adın düşer dilime, gönlüm secdeye varır
Karanlık gecelerde nurun yolumu sarar
Bir adınla dirilir taş kesilmiş kalbim
Sensiz geçen her an, ömürden sayılmaz
Yaylaların yeli değdi saçıma
Gözlerin düşürdü beni narına
Turnalar söyler adını her yana
Yar kokun hep sinmiş damarıma
Bir gül verdin diken kaldı avuçta
Kapandıkça ardımda eski yollar,
Toz tuttu avuçlarımda sabır.
Gece uzundu, sesim dardı
Ama kalbim hep Sana bakar,
Bilirdim: Kilitler de Senindir, anahtar da.
Yol yürüdüm, yüküm sendin,
Sen gidince yol ağırlaştı.
Ben büyüdüm sandım kendimi,
Meğer çocuk içimde ağlaştı.
Yürürüm dualarla yolum Hak,
Yüküm gönül, azığım pak.
Ne varlıkla övünürüm aşk
Ne yokluğa yanarım bak.
Beni benden alan O’dur,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!