Giden gitti demem,
giden içimde durur.
Adını söylemem,
söz incitir.
Hasret dedikleri
Başak sararırken çıkar ortaya,
Sessiz gezer tarlada, geceden, sabaha.
Buğdayın canına göz diken süne,
Bilgiyle yenilir, aceleyle değil yine.
Kışlak aranır dağda, taşta önce,
Tutmuyor dizlerim
Varam gidem yüce(karlı) dağa
Vermiyorlar fermanımı
Çıkam gidem nazlı yâre
Yüce dağlar karlı boran
Unutamam seni aklım var oldukça
Bir anda kayıp etsem deli olurum
Kalbim senin kalbinde hala
Sen yaşadıkça ben var olurum
Hala ellerin ellerimde sanki
Uyan Uykulardan Sevdiğim Uyan
Derde düştüm yok mu çare bulan
Gönül yarasını yok mu saran
Gurbet elin gecesi soğuk oluyor
Anasız babasız yavrum ağlıyor
Seni sevmek,
bir “ben”i iptal etmekti.
Çünkü insan
bir başkasını severken
kendi varlığını
geçici olarak askıya alır.
Ben, bir sorunun içinde doğdum.
Cevaplar sonradan geldi
ve hiçbirine yakışmadım.
Varlık, bana biraz bol geldi;
hiçlikse omuzlarıma tam oturdu.
Bu toprak göğe durmuş bir duanın sesidir,
Şehidin alnında kan, bayrağında nefesidir.
Bir avuç külde saklı bin yıllık bir yeminidir
Vatan, canla yazılmış mukaddes bir kaderdir.
Dağında kurşun izi, ovasında alın teri,
Bu toprak sıradan bir toprak değildir, bil,
Her karışında çağlar, her taşında bir il
Atın nallarıyla yoğrulmuş zamana delil
Burada tarih yürür, burada doğrulur nesil.
Kılıçla yazdı adını, dua ile mühürledi,
El açtım kapına, ey Rabb-i Cihân,
Gecemde nur ol sen, gündüzümde cân.
Kırık bir kulunum, yüküm pek ağır,
Rahmetinle sar beni, bağışla her ân.
Gönlümde hicran var, dilimde niyâz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!