ne kadar çok hezeyan
o kadar çok kayboluş
kaybolmayı mı
aç kalmak yok bu hayatta açlıktan ölmek var tutsaklığa direnenlerinde yoksa yetmez mi sanıyorsun bir tas çorba üstelik yanında bir de kaşık üzerine bir de su içersin iki bardak karnın doydu mu doydu
sivillerin üzerine bomba yağdıran
katil pilot yakalandı
bebekleri uykusundan uyandıran
keskin nişancı vuruldu
tanklar olmuş dolmalık biber
uçaklar organik hıyar
dudakların gözlerime yapışınca daha da bir güzel olurdun iri yarı gözlerine şahit olunca kendimi ahirette sanırdım altımızdan lavanta kokulu ırmaklar akardı hurma bahçelerinde birlikte yellenirdik sevgilim Tanrı’nın sesini duyardık hiç konuşmazdık utanırdık çırılçıplak gezmeye üşümemek için birlikte ateşe tapardık
başımızı güneşe yaslardık
Tanrı'nın sesini duyardık
üşümemek için günahlarıma sarılırdın
saçlarına toprak sürerdin
Tanrı gibi kokardın
Çünkü Tanrı oradaydı
Görüyordu aldığı nefesini
Duyuyordu çığlık atan sesini
deniz oradadır
yine mavidir
yine tuzlu
yine bir rüzgar esse
dalga geçer kıyıda
durmuş beyin gibidir kudurmuş mavi rüzgar bilinçsiz ilerler basit bir deniz anası dalganın doruklarında yosunlar da tutar mı ki acaba verdikleri yeşil sözü hiç ıslanmadan da ayakta durabilir mi ki acaba balık kokan kıyılar karıncalar da yürüyorum sanıyorlar asitli bacaklarıyla aslında yürümüyorlar koşuyorlar sahilde aslında yaşamıyoruz terk ediyoruz baharı susmuş gökyüzü gibidir kapanmış mavi gözler bilinçsiz uyur yalnız kalmış bir insan rüyasının doruklarında doğduğu toprakları terk edenler arkasına bakarlar mı ki acaba yürüdüğü uzun yolun hiç ağlamadan durabilirler mi aldatılanlar insanlar da yaşıyorum sanıyorlar aşkların en güzelini aslında sevişmiyorlar çiftleşiyorlar geceleri aslında yaşamıyoruz terk ediyoruz baharı
aşık olmadan eve gidebilmeyi bir de ben becerebilsem taş kalpli olmayı dinamitlerle çatlayıp denizleri doldurmayı korkutmayı hiç beklemediğim bir anda önüme çıkan insanları keşke ben de denize taş atabilsem suyun da canlı olduğunu düşünmeden kırılır mı ki acaba denizin durgun kalbi hayatında hiç incinmiş midir deniz kabuklarının incisi bilekleri küfreder mi yorgunluğuma karıncaların ağaçların kökleri kuruduğuna göre bitkilerin yaprakları çoktan düşmüştür toprağın kucağına hiç yorulmadan yürüyebilmeyi bir de ben becerebilsem koşmayı baharın en yüksek tepesine çıkıp dağdan dağa zıplamayı sarılmayı hiç tanımadığım insanların boynuna keşke ben de ağaca çıkabilsem dalının da canlı olduğunu düşünmeden kırılır mı ki acaba yaprakların yeşil kalbi hayatında hiç yere düşmüşlüğü var mıdır gökyüzündeki atışları çöllerin kökleri küfreder mi susuzluğuma kumları kuruduğuna göre yaşayanlar çoktan düşmüştür toprağın kucağına
dünyanın en temiz yerinde onlar yaşıyordu
sokakta demlenen insanların içini ısıtan şarap gibi kırmızı
biraz da pembe
biz ise öldürülüyorduk gittiğimiz her cenaze töreninde bizi diri diri gömüyordular toprağa toprak dediğin yine bizdik zaten
karton toplayan çocukların gözyaşlarıyla yoğurdukları emek
içi boş zeytin yağı tenekelerini sırtında taşıyan gençler
gökyüzünde asılı kaldı bedenim
güneşe çıplak bakıyor gözlerim
yabani bir incir ağacının dibinde oturup kıyıda balık tutan martıları izliyor




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarAğzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...
Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
Sevgi, saygı, muhabbetle...
Gündemi ve "insanı" meşgul eden tüm kirliliğe, nefret ve ayrıştırma diline rağmen, "ağız tadıyla" iyi bayramlar dilerim...
Saygı, sevgi ve muhabbetle...
Mustafa Bay