Eren Çiçek Şiirleri - Şair Eren Çiçek

Eren Çiçek

ne kadar çok hezeyan

o kadar çok kayboluş

kaybolmayı mı

Devamını Oku
Eren Çiçek

aç kalmak yok bu hayatta açlıktan ölmek var tutsaklığa direnenlerinde yoksa yetmez mi sanıyorsun bir tas çorba üstelik yanında bir de kaşık üzerine bir de su içersin iki bardak karnın doydu mu doydu

Devamını Oku
Eren Çiçek

sivillerin üzerine bomba yağdıran
katil pilot yakalandı
bebekleri uykusundan uyandıran
keskin nişancı vuruldu
tanklar olmuş dolmalık biber
uçaklar organik hıyar

Devamını Oku
Eren Çiçek

dudakların gözlerime yapışınca daha da bir güzel olurdun iri yarı gözlerine şahit olunca kendimi ahirette sanırdım altımızdan lavanta kokulu ırmaklar akardı hurma bahçelerinde birlikte yellenirdik sevgilim Tanrı’nın sesini duyardık hiç konuşmazdık utanırdık çırılçıplak gezmeye üşümemek için birlikte ateşe tapardık
başımızı güneşe yaslardık
Tanrı'nın sesini duyardık
üşümemek için günahlarıma sarılırdın
saçlarına toprak sürerdin
Tanrı gibi kokardın

Devamını Oku
Eren Çiçek

Çünkü Tanrı oradaydı

Görüyordu aldığı nefesini

Duyuyordu çığlık atan sesini

Devamını Oku
Eren Çiçek


deniz oradadır
yine mavidir
yine tuzlu
yine bir rüzgar esse
dalga geçer kıyıda

Devamını Oku
Eren Çiçek

durmuş beyin gibidir kudurmuş mavi rüzgar bilinçsiz ilerler basit bir deniz anası dalganın doruklarında yosunlar da tutar mı ki acaba verdikleri yeşil sözü hiç ıslanmadan da ayakta durabilir mi ki acaba balık kokan kıyılar karıncalar da yürüyorum sanıyorlar asitli bacaklarıyla aslında yürümüyorlar koşuyorlar sahilde aslında yaşamıyoruz terk ediyoruz baharı susmuş gökyüzü gibidir kapanmış mavi gözler bilinçsiz uyur yalnız kalmış bir insan rüyasının doruklarında doğduğu toprakları terk edenler arkasına bakarlar mı ki acaba yürüdüğü uzun yolun hiç ağlamadan durabilirler mi aldatılanlar insanlar da yaşıyorum sanıyorlar aşkların en güzelini aslında sevişmiyorlar çiftleşiyorlar geceleri aslında yaşamıyoruz terk ediyoruz baharı

Devamını Oku
Eren Çiçek

aşık olmadan eve gidebilmeyi bir de ben becerebilsem taş kalpli olmayı dinamitlerle çatlayıp denizleri doldurmayı korkutmayı hiç beklemediğim bir anda önüme çıkan insanları keşke ben de denize taş atabilsem suyun da canlı olduğunu düşünmeden kırılır mı ki acaba denizin durgun kalbi hayatında hiç incinmiş midir deniz kabuklarının incisi bilekleri küfreder mi yorgunluğuma karıncaların ağaçların kökleri kuruduğuna göre bitkilerin yaprakları çoktan düşmüştür toprağın kucağına hiç yorulmadan yürüyebilmeyi bir de ben becerebilsem koşmayı baharın en yüksek tepesine çıkıp dağdan dağa zıplamayı sarılmayı hiç tanımadığım insanların boynuna keşke ben de ağaca çıkabilsem dalının da canlı olduğunu düşünmeden kırılır mı ki acaba yaprakların yeşil kalbi hayatında hiç yere düşmüşlüğü var mıdır gökyüzündeki atışları çöllerin kökleri küfreder mi susuzluğuma kumları kuruduğuna göre yaşayanlar çoktan düşmüştür toprağın kucağına

Devamını Oku
Eren Çiçek

dünyanın en temiz yerinde onlar yaşıyordu
sokakta demlenen insanların içini ısıtan şarap gibi kırmızı
biraz da pembe
biz ise öldürülüyorduk gittiğimiz her cenaze töreninde bizi diri diri gömüyordular toprağa toprak dediğin yine bizdik zaten
karton toplayan çocukların gözyaşlarıyla yoğurdukları emek
içi boş zeytin yağı tenekelerini sırtında taşıyan gençler

Devamını Oku
Eren Çiçek

gökyüzünde asılı kaldı bedenim

güneşe çıplak bakıyor gözlerim

yabani bir incir ağacının dibinde oturup kıyıda balık tutan martıları izliyor

Devamını Oku